Genel

Uzun Mehmet’in ‘kara elmas’ından ekonomiye 172 yıllık katkı

Uzun Mehmet'in 8 Kasım 1829'da taş kömürünü bulmasının sonrasında 1848'den bu yana 172 senedir üretimi yapılan ve Zonguldak havzası için en mühim kaynaklar arasında yer alan taş kömürü, ülke ekonomisine katkı gerçekleştirmeyi sürüdürüyor. Uzun Mehmet'in Neyren köyü seviyesindeki değirmenin yakınındaki dere kenarında bulduğu ''kara taşların'' Ocakta yandığını fark etmesi ve havzada teşhis edilmesiyle taş kömürünün bulunuşunun yıl dönümü her 8 Kasım'da törenlerle kutlanıyor. Hazine-i Hassa İdaresi dönemi olarak tanınan 1848-1865'te yabancı ve yerli yatırımcıların denetimi altında 5 senede 40 bin ton üretim yapılan havzada, ilk kez makine ve teçhizat kullanılmaya başlanan maden Ocaklarının üretiminin artırılmasına yönelik bugün de yatırımlara devam ediliyor. Türkiye Taşkömürü Kurumuna (TTK) bağlı Üzülmez, Kozlu, Karadon, Amasra ve Armutçuk müesseselerindeki maden Ocakları ile kömür yapan özel saha işletmelerinde çalışan aşağı yukarı 8 bin seviyesindeki işçi için madenler, en mühim istihdam kapısı olarak görülüyor. Havzada yapılan teşhislerle görülür ve muhtemel olmak üzere 1 milyar 300 milyon ton seviyesinde taş kömürü rezervinin zenginliği kabul ediliyor. Son senelerde kurumda ve özel sahalarda çıkarılan ve yıkanmış kömür, Çatalağzı Termik Santraline, çimento ve demir-çelik fabrikalarıyla ısınma hedefli olarak pazarlanıyor. "Jeolojik yaşı aşağı yukarı 300-350 milyon yıl" TTK Genel Müdürü Kazım Eroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, taş kömürünün ülke ve Zonguldak ekonomisi için en mühim girdilerden biri bulunduğunu söyledi. Taş kömürünün iki değişik nedenle kullanılabildiğini ifade eden Eroğlu, "Koklaşabilir kömür 1930'lı senelerden itibaren etkin olarak santrallerde ve demir-çelik fabrikalarında kullanılmaktadır. Kok kömürü özelliği itibarıyla yalnızca Zonguldak'ta bu havzada jeolojik olarak oluşmuş. Jeolojik yaşı aşağı yukarı 300-350 milyon senedir. Geçen vakte bağlı olarak ortamında bulundurduğu belli özellikler karbon ve içerdiği uçucu miktarının yanı sıra en muhimi yüksek fırınlarda ve çelik erimesinde çok mühim bir girdi. Koklaşabilir kömür, demir-çeliğin en mühim, en seçkin ve en yegane girdisidir. Bununla yalnız kaliteli çeliğe doğru geçiş yapabiliyorsunuz." diye konuştu. "Deniz altı işletmeciliği yapan Türkiye'de tek kurumuz" Eroğlu, kurumun beş müessesesinde kömür çıkarma hareketlerini gerçekleştirdiklerini anlatarak, şunları kaydetti: "Bu beş müessesemizin açıklığı yer altında toplam 250 kilometredir. En büyük özelliğimiz Zonguldak havzası olarak Türkiye kömür madenciliğinde açık işletme ve toplu alanımız jeolojik olarak makul değil. Sadece Kastamonu'nun Azdavay ilçesinde çok ufak ölçekte bir yerde açık işletmemiz var. Komple havza olarak Kastamonu sınırlarını da kattığımızda yer altı işletmeciliği ve tekrar en büyük bir özelliğimiz deniz altı işletmeciliği yapan Türkiye'de tek kurum şu anda biziz. 2005 yıllarına kadar bölümde tek oyuncu TTK'ydi. Bizim için şu anda ekonomik olmayan mostra madenciliğe makul olan madenleri 2005'ten bu yana rödovans usulüyle çalıştırmaktayız. Ruhsatını ihale edip özel sektöre sunduğumuz aşağı yukarı 136 milyon ton taş kömürü teşhis edilen Bağlık-İnağzı sahamız, tekrar 600 bin tonluk Amasra'da bir sahamız var. Türkiye'nin yurt dışından yalnızca demir-çelik için 6 milyon tonluk bir girdisi var. Biz kurumsal olarak ve havzadaki başka oyuncuları da katarak ithal ettiğimiz bu kömürün en az yüzde 60'ını kendi ülke kaynaklarımızla çıkarıp ekonomiye katkıda olabileceğimizin kanaatindeyim." Uzun Mehmet'in öyküsü Çeşitli kaynaklara göre, Uzun Mehmet ve kömürün bulunuşuyla alakalı öykü, 1820-1829 senelerinde geçiyor. Kaynaklarda, Uzun Mehmet'in öyküsü şu şekilde anlatılıyor: "Uzun Mehmet, Ereğli'ye bağlı Kestaneci köyündendir. 1820'li senelerde Ereğli'nin belli başlı ailelerinden Karamahmutzadeler sülalesinden bulunduğu bilinir. Uzun Mehmet, askerliğini bahriye eri olarak yapmıştır. Terhis olurken kendine subayları doğrultusundan kömür numunesi gösterilmiş ve memleketine dönünce kara taşlardan araması istenmiştir. Uzun Mehmet, bir gün Neyren köyü seviyesindeki değirmene gider. Hasat sonu bulunduğu için değirmen tamamiyle doludur. Uzun Mehmet, dere kenarında dolaştığı sırada kara taşlar bulur. Bir anda askerde kendine gösterilen kara taş (yanan taş) aklına gelir. Bunlardan biraz toplayarak değirmende yanan ocağa atar. Taşların yandığını görünce çok sevinir. Ertesi gün aynı yere gizlice giderek daha geniş arama yapar. Bazı yerleri kazan Uzun Mehmet, çuvala koyduğu kömür numunelerini İstanbul'a götürür. Padişah II. Mahmut, kömürün bulunuşuna sevinerek, Uzun Mehmet'i 50 altınla ödüllendirir. Böylece kömürün bulunuşu 8 Kasım 1829 olarak tarihe geçer. Dönemin Ereğli Ayanı Hacı İsmail Ağa, Uzun Mehmet'in kömürü bulmasını hazmedemez. İstanbul'a Fen Heyeti'ne gitmek için yola çıkan Uzun Mehmet'i Leblebici Hanı'nda öldürtür."

Abone Ol  
 
69 / 100

Uzun Mehmet’in 8 Kasım 1829’da taş kömürünü bulmasının sonrasında 1848’den bu yana 172 senedir üretimi yapılan ve Zonguldak havzası için en mühim kaynaklar arasında yer alan taş kömürü, ülke ekonomisine katkı gerçekleştirmeyi sürüdürüyor.

Uzun Mehmet’in Neyren köyü seviyesindeki değirmenin yakınındaki dere kenarında bulduğu ”kara taşların” Ocakta yandığını fark etmesi ve havzada teşhis edilmesiyle taş kömürünün bulunuşunun yıl dönümü her 8 Kasım’da törenlerle kutlanıyor.

Hazine-i Hassa İdaresi dönemi olarak tanınan 1848-1865’te yabancı ve yerli yatırımcıların denetimi altında 5 senede 40 bin ton üretim yapılan havzada, ilk kez makine ve teçhizat kullanılmaya başlanan maden Ocaklarının üretiminin artırılmasına yönelik bugün de yatırımlara devam ediliyor.

Türkiye Taşkömürü Kurumuna (TTK) bağlı Üzülmez, Kozlu, Karadon, Amasra ve Armutçuk müesseselerindeki maden Ocakları ile kömür yapan özel saha işletmelerinde çalışan aşağı yukarı 8 bin seviyesindeki işçi için madenler, en mühim istihdam kapısı olarak görülüyor.

Havzada yapılan teşhislerle görülür ve muhtemel olmak üzere 1 milyar 300 milyon ton seviyesinde taş kömürü rezervinin zenginliği kabul ediliyor.

Son senelerde kurumda ve özel sahalarda çıkarılan ve yıkanmış kömür, Çatalağzı Termik Santraline, çimento ve demir-çelik fabrikalarıyla ısınma hedefli olarak pazarlanıyor.

“Jeolojik yaşı aşağı yukarı 300-350 milyon yıl”

TTK Genel Müdürü Kazım Eroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, taş kömürünün ülke ve Zonguldak ekonomisi için en mühim girdilerden biri bulunduğunu söyledi.

Taş kömürünün iki değişik nedenle kullanılabildiğini ifade eden Eroğlu, “Koklaşabilir kömür 1930’lı senelerden itibaren etkin olarak santrallerde ve demir-çelik fabrikalarında kullanılmaktadır. Kok kömürü özelliği itibarıyla yalnızca Zonguldak’ta bu havzada jeolojik olarak oluşmuş. Jeolojik yaşı aşağı yukarı 300-350 milyon senedir. Geçen vakte bağlı olarak ortamında bulundurduğu belli özellikler karbon ve içerdiği uçucu miktarının yanı sıra en muhimi yüksek fırınlarda ve çelik erimesinde çok mühim bir girdi. Koklaşabilir kömür, demir-çeliğin en mühim, en seçkin ve en yegane girdisidir. Bununla yalnız kaliteli çeliğe doğru geçiş yapabiliyorsunuz.” diye konuştu.

“Deniz altı işletmeciliği yapan Türkiye’de tek kurumuz”

Eroğlu, kurumun beş müessesesinde kömür çıkarma hareketlerini gerçekleştirdiklerini anlatarak, şunları kaydetti:

“Bu beş müessesemizin açıklığı yer altında toplam 250 kilometredir. En büyük özelliğimiz Zonguldak havzası olarak Türkiye kömür madenciliğinde açık işletme ve toplu alanımız jeolojik olarak makul değil. Sadece Kastamonu’nun Azdavay ilçesinde çok ufak ölçekte bir yerde açık işletmemiz var. Komple havza olarak Kastamonu sınırlarını da kattığımızda yer altı işletmeciliği ve tekrar en büyük bir özelliğimiz deniz altı işletmeciliği yapan Türkiye’de tek kurum şu anda biziz. 2005 yıllarına kadar bölümde tek oyuncu TTK’ydi. Bizim için şu anda ekonomik olmayan mostra madenciliğe makul olan madenleri 2005’ten bu yana rödovans usulüyle çalıştırmaktayız. Ruhsatını ihale edip özel sektöre sunduğumuz aşağı yukarı 136 milyon ton taş kömürü teşhis edilen Bağlık-İnağzı sahamız, tekrar 600 bin tonluk Amasra’da bir sahamız var. Türkiye’nin yurt dışından yalnızca demir-çelik için 6 milyon tonluk bir girdisi var. Biz kurumsal olarak ve havzadaki başka oyuncuları da katarak ithal ettiğimiz bu kömürün en az yüzde 60’ını kendi ülke kaynaklarımızla çıkarıp ekonomiye katkıda olabileceğimizin kanaatindeyim.”

Uzun Mehmet’in öyküsü

Çeşitli kaynaklara göre, Uzun Mehmet ve kömürün bulunuşuyla alakalı öykü, 1820-1829 senelerinde geçiyor.

Kaynaklarda, Uzun Mehmet’in öyküsü şu şekilde anlatılıyor:

“Uzun Mehmet, Ereğli’ye bağlı Kestaneci köyündendir. 1820’li senelerde Ereğli’nin belli başlı ailelerinden Karamahmutzadeler sülalesinden bulunduğu bilinir. Uzun Mehmet, askerliğini bahriye eri olarak yapmıştır. Terhis olurken kendine subayları doğrultusundan kömür numunesi gösterilmiş ve memleketine dönünce kara taşlardan araması istenmiştir.

Uzun Mehmet, bir gün Neyren köyü seviyesindeki değirmene gider. Hasat sonu bulunduğu için değirmen tamamiyle doludur. Uzun Mehmet, dere kenarında dolaştığı sırada kara taşlar bulur. Bir anda askerde kendine gösterilen kara taş (yanan taş) aklına gelir.

Bunlardan biraz toplayarak değirmende yanan ocağa atar. Taşların yandığını görünce çok sevinir. Ertesi gün aynı yere gizlice giderek daha geniş arama yapar. Bazı yerleri kazan Uzun Mehmet, çuvala koyduğu kömür numunelerini İstanbul’a götürür. Padişah II. Mahmut, kömürün bulunuşuna sevinerek, Uzun Mehmet’i 50 altınla ödüllendirir. Böylece kömürün bulunuşu 8 Kasım 1829 olarak tarihe geçer.

Dönemin Ereğli Ayanı Hacı İsmail Ağa, Uzun Mehmet’in kömürü bulmasını hazmedemez. İstanbul’a Fen Heyeti’ne gitmek için yola çıkan Uzun Mehmet’i Leblebici Hanı’nda öldürtür.”

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
son dakika haberler aktüel ürünler bim aktüel ürünler a101 aktüel ürünler altın kaç para oldu dizi reyting sonuçları güncel haberler asgari ücret maaşlar en son çıkan telefon modelleri dünyadaki son gelişmeler transfer haberleri savunma sanayi tiyatro saatleri