GenelSağlık

Uzmanından “uyku apnesi, ani ölümlere yol açabilir” uyarısı

Medicana Avcılar Hastanesi Nöroloji Eksperi Dr. Sevinç Ümit, uyku apnesi belirtisinin detaylı sağlık problemlerinden ya da kalıtımsal olarak meydana çıkabildiğini belirterek, "Uyku esnasında solunumun 10 saniyeden çok durması manasına gelen uyku apnesi ani ölümlere de yol açabiliyor." ifadesini kullandı.

Abone Ol  
 
66 / 100

Medicana Avcılar Hastanesi Nöroloji Eksperi Dr. Sevinç Ümit, uyku apnesi belirtisinin detaylı sağlık problemlerinden ya da kalıtımsal olarak meydana çıkabildiğini belirterek, “Uyku esnasında solunumun 10 saniyeden çok durması manasına gelen uyku apnesi ani ölümlere de yol açabiliyor.” ifadesini kullandı.

Medicana Avcılar Hastanesi’nden oluşturulan bildirimde görüşlerine yer verdiği Ümit, son 20 senede uyku tıbbı biliminin de gelişmesiyle uyku apnesi belirtisinin daha iyi tanındığını ve tedavi edilir duruma yaklaştığını belirtti.

Ümit, “Uyku apnesi belirtisi detaylı sağlık problemlerinden ya da kalıtımsal olarak meydana çıkabildiği gibi aynı vakitte ciddi hastalıklara da çağrı çıkarıyor. Uyku esnasında solunumun 10 saniyeden çok durması manasına gelen uyku apnesi ani ölümlere de yol açabiliyor.” ifadelerini kullandı.

Nöroloji, KBB ve Göğüs Hastalıkları dalları başta olmak üzere, uyku apnesi hastalığın karşı ilginin arttığına ilgi çeken Ümit, şunları kaydetti:

“Bu hastalığın tedavisinde kullanılan Sürekli Pozitif Hava Basıncı aygıtlarının uygulanmasının geliştirilmesi de giderek yükselen bir ilgi kısmı oluşturdu. Nöroloji, ne yazık ki çoğunlukla yüz güldüren bir dal değildir. Biz nörologlar tanıyı koyduktan sonra genellikle hasta yakınlarına ve hastaya bilgi verir, net bir tedavinin olmadığını destek tedavi ve vakte gereksinim olduğunu anlatmaya çalışırız. Uyku belirtisinde hal bu tür değil. Tanıyı net koyabiliyoruz ve tedavide başarılı netice alabiliyoruz. Tüm şunlar uyku labaratuvarı girişimini cazip kılan faktörler. Bu tarafta uyku tıbbıyla uğraşan eksper doktorlar yetişmeye başladı. Bu doktorlar özel eğitimlerden geçip sertifikalarını aldıktan ve yeterli deneyim kazandıktan sonra uyku labaratuvarı kurma hakkı kazandılar. Uyku apnesi konusu ile ilgili iki mühim nokta var. Birincisi hastalık toplumun 40-65 yaş arasındaki kesiminde çok süregelen ve 2009’ da oluşturulan bir istatiğe göre hasta adedi 2 milyon 200 civarında. Bu çok korkutucu bir rakam, Bir anlamda astım ve diyabet gibi hastalıklarla süregelenliği yönünden aynı sırada duruyor. İkinci olarak da bu hastalık hayati ehemmiyet taşıyan diğer sağlık problemleri ile bağlantılı.”

– “PSG testleriyle uyku bozuklukları belirleme ediliyor”

Sevinç Ümit, uyku laboratuvarında bütün gece süresince polisomnografi (PSG) olarak isimlendirdikleri uyku testini yaptıklarını ifade etti.

Test yardımıyla genellikle uyku apnesi belirtisi olmak üzere, huzursuz bacak belirtisi, uykuda periyodik bacak hareketi ve parasombi olarak adlandırılan diğer uyku bozukluklarını belirleme edebildiklerini açıklayan Ümit, “Bunların içinde uyurgezerlik, rüya görürken yanındaki şahsa şiddet sahibi olan davranışlar gösterme, kabus görme gibi haller var. Hem de gündüz oluşturulan uyku testlerinde nadir olarak rastlanan Narkoplepsi hastalığını belirleme edebiliyoruz. Uyku esnasında en sık yaşanan problemler horlama ve uyku apnesidir. Ama burada şu şekilde bir detay var. Her horlama uyku apnesi belirtisi değildir. İnsanlar detaylı sebeplerden ötürü horlayabilirler. Mesela çok yorgun olunduğunda, aşırı alkol kullanımında ya da uyku ilacı alındıysa horlama gerçekleşebilir. Uyku apnesi belirlemesi için soluk duraklamalarını görmemiz gerekiyor. Bunları görmeden hastada uyku apnesi var diyemeyiz.” ifadelerini kullandı.

Sevinç, uyku apnesi belirtisi klinik tanısını, nöroloji, göğüs hastalıkları ve KBB uzmanlarının koyabildiğini belirterek, şu şekilde devam etti:

“Onlar doğrultusundan eklenilen klinik eklenilen belirlenmesi akabinde polisomnografi testi yapılmalıdır. Hastanın bir gece uyku laboratuvarında uyuması gerekmektedir. Vücudun değişik bölgelerine elektrot ve kablolar yerleştirilir. Normal uyku zamanında de hasta yatar ve uyur. Gece süresince hastanın uykusunda uykunun yapısı, horlama sesi, uykuda patolojik solunum olaylarının varlığı, hızlı göz hareketleri, istemsiz bacak hareketleri, kalp ritmi, kas tonusu gibi çoğu değişken takip ve kayıt edilir.”

– “Tedaviye başladıktan sonra sigara kullanılmamalı”

Nöroloji Eksperi Dr. Sevinç Ümit, uyku apnesi tedavisinin sıksık Pozitif Hava Basıncı programı ile yapıldığını bildirdi.

Bu tedavide hastaya uykuda bir aygıt ile kesintisiz olarak pozitif hava basıncı verildiğini ifade eden Sevinç, şunları kaydetti:

“Bu sayede hava yollarının sıksık açık kalması ve solunum duraklarının ortadan kaldırılması hedeflenir. Tanı konulduktan sonra hastanın aygıtı hangi basınçta kullanması gerekliliğini saptamak için, hasta ikinci bir geceyi daha uyku laboratuvarında geçirir. Solunum duraklamalarını etkin bir şekilde ortadan kaldırana dek değişik yatış pozisyonlarında değişik basınçlar denenir. Bu programın neticesinde hangi aygıtın ne basınçta kullanılması gerektiği belirleme edilir. Tedavi başladıktan ileri süreçte hasta kilo verir, sigarayı bırakır, dengeli beslenir ve daha sağlıklı bir yaşam yaşamaya başlarsa, uyku apnesinin azaldığı gözlemlenebilir. Zamanla hastaya uygulanması gereken basınç azalabilir. Hastanın tedavi sürecinde yaşanan gelişmelerin takip edilmesi ve kayıt altına alınması büyük ehemmiyet taşır.”

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
son dakika haberler aktüel ürünler bim aktüel ürünler a101 aktüel ürünler altın kaç para oldu dizi reyting sonuçları güncel haberler asgari ücret maaşlar en son çıkan telefon modelleri dünyadaki son gelişmeler transfer haberleri savunma sanayi tiyatro saatleri