EkonomiGenel

“Türkiye’de Yeşil Ekonominin Gelişimi” paneli

Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, yeşil ekonomi konusu ile alakalı dünyada çok hızlı ilerlemeler olduğunu belirterek, "Pandemi süreci, sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir iş zihniyeti ile alakalı süren çalışmaları ve tartışmaları canlandırdı." diye konuştu.

Abone Ol  
 
67 / 100

Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, yeşil ekonomi konusu ile alakalı dünyada çok hızlı ilerlemeler olduğunu belirterek, “Pandemi süreci, sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir iş zihniyeti ile alakalı süren çalışmaları ve tartışmaları canlandırdı.” diye konuştu.

Özdemir, Türkiye Kalite Derneği (KalDer) doğrultusundan bu yıl çevrimiçi olarak düzenlenen 29. Kalite Kongresi’nin ikinci gününde “Türkiye’de Yeşil Ekonominin Gelişimi” başlıklı panelde konuştu.

Sadece AB’de değil bütün dünyada etrafvi ekonomi konusu ile alakalı adımlar atıldığına değinen Özdemir, “Komşu coğrafyamız AB’de bu hususta ciddi bir çalışma mevcut, Yeşil Mutabakat (Green Deal). Esasında bu hususta çalışmalar Kovid-19 öncesinde başlamıştı. Fakat pandemi ile bir arada Yeşil Mutabakat’ın daha çok önce çıktığını, güçlendiğini ve Avrupa’nın toparlanma sürecinin ana aktörü durumuna yaklaştığını görüyoruz.” dedi.

Özdemir, Yeşil Mutabakat’ın enerji, ulaşım, sanayi, finans, inşaat, gıda, turizm ve dijital sanayi sektörlerini tekrar şekillendireceğini ve Türk özel sektörünün bu mutabakatı iyi öğrenerek lüzumlu hazırlığı yapması gerekliliğini söyledi.

Mutabakatın, modern, kaynak verimliliğine odaklanan, rekabetçi bir ekonomiyi amaçladığına değinen Özdemir, “Sadece iklim değişikliği ile yetinmeyip, biyolojik çeşitlilikten, atık ve hava kirliliğine kadar bütün etraf konularını ele alıyor. En muhimi iklim değişikliği ile mücadeleyi yalnızca kendi coğrafyası ile sınırlı tutmayıp, küresel ölçekte bir dönüşüm öngörüyor.” diye konuştu.

Hiçbir sektörün bundan sonra küresel kalkınma gündeminden ayrı düşünülemeyeceğini altını çizen Özdemir, “Yeşil Ekonomi, sürdürülebilirlik, etrafa duyarlı büyüme ve sürdürülebilir kalkınma. Bunları bundan sonra yalnızca duymakla kalmıyoruz, iş zihniyetimızı ve yapış tarzımızı da bu ilkelere göre şekillendiriyoruz, zorundayız.” ifadelerini kullandı.

– “Pandemi ile hız kazandık”

14 ülkede etkinlik gösteren bir takım olduklarını hatırlatan Özdemir, şunları söyledi:

“Farklı finansal kurumlar, değişik ülkeler. Haliyle değişik prensipler, ilkeler ve değerlendirme kriterleri var. Bunların hepsine hakim olmanız gerekiyor. Bu gerçekten bir avantaj. Şirket olarak bu alandaki kapasitenizi, deneyiminizi ve tecrübenizi geliştirebiliyorsunuz ve dünyanın her yerine iş yapılabilir bir şirket durumuna geliyorsunuz. Ben bu yönden Limak’ın bilhassa sürdürülebilirlik bölümünde yaptığı çalışmalar için ‘iddialı’ hedeflerden bahsediyorum. Önümüzdeki dönemde biz ve bütün firmaların yapması gereken 3 şey var: Elimizdekini korumak, onu sürdürülebilir kılmak ve dönüştürmek.”

Firmaların, bu dönemin kazanımlarına ayak uydurmaları gerektiğine işaret eden Özdemir, “Dijitalleşemeyen, kurumsallaşamayan, çevik olmayan, öğretmeyen-öğrenmeyen, şeffaflaşamayan, çalışanlarıyla, müşterileriyle aidiyet yaratmayan ya da yaratamayan, inovatif olmayan, kolektif olmayan ve sosyal işlerinde kelebek etkileri yaratamayan şirketler sıkıntıya girecekler, burası açık.” dedi.

Özdemir, Limak Grubu olarak 12 stratejik hedefleri olduğuna değinerek, “Bunları 2026 senesine kadar tamamlamak istiyoruz. Pandemi ile hız kazandık. Çünkü bize şunu gösterdi, eski düzende devam edemeyiz, eski alışkanlıklarımızla devam edemeyiz, değişim ve dönüşüm şart.” diye konuştu.

Önümüzdeki dönemde istihdam ve iş kuvveti konusunun daha da mühim olacağına ilgi çeken Özdemir, “İstihdam, pandemi ve ekonomik düzelme tartışmasının tam göbeğinde. 2025 senesinde insan çalışma saati ile makine çalışma saatinin eşitleneceği öngörülüyor. Beyaz yaka, mavi yaka ve gri yakanın yanına bundan sonra bir de ‘metal yakayı’ eklememiz gerekiyor. Ve bunu 5 yıl gibi kısa bir sürede yapmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Özdemir, bu amaçla bundan sonra büyümenin motorunda, yalnızca ekonomi rakamlarının değil insan kaynağının da olduğunun ve bunun önemsenmesi gerekliğinin altını çizdi.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
son dakika haberler aktüel ürünler bim aktüel ürünler a101 aktüel ürünler altın kaç para oldu dizi reyting sonuçları güncel haberler asgari ücret maaşlar en son çıkan telefon modelleri dünyadaki son gelişmeler transfer haberleri savunma sanayi tiyatro saatleri