DünyaGenel

Trump’ın Yüksek Mahkeme hamlesi başkanlık seçimlerinin kaderini belirleyebilir

ABD'de 3 Kasım'da yapılacak başkanlık seçim neticelerinin yargıya taşınabileceğine yönelik tartışmalar alevlenirken, Başkan Donald Trump'ın Yüksek Mahkeme için seçtiği yeni yargıç, tercihlerin kaderini belirleyecek en mühim şahıs olabilir.

Abone Ol  
 
66 / 100

ABD’de 3 Kasım’da yapılacak başkanlık seçim neticelerinin yargıya taşınabileceğine yönelik tartışmalar alevlenirken, Başkan Donald Trump’ın Yüksek Mahkeme için seçtiği yeni yargıç, tercihlerin kaderini belirleyecek en mühim şahıs olabilir.

ABD siyasi tarihinin en tartışmalı tercihlerinden biri olmaya aday diğernlık tercihleri için takvim işlemeye devam ederken, Trump’ın seçimlerden evvelce yeni Yüksek Mahkeme yargıcını seçme hamlesi kamuoyunun gündemine oturdu.

Liberal eğilimli yargıç Ruth Bader Ginsburg’ün hayatını kaybetmesiyle boşalan koltuğa Trump’ın muhafazakar adayı Amy Coney Barrett’in oturması, ABD siyasi düzeneğinin 3 sacayağından biri olan Yüksek Mahkemenin yapısının ciddi şekilde değişmesi manasına gelecek.

1’i diğern toplam 9 üyeden meydana gelen Yüksek Mahkeme yargıçları, hayat boyu vazife yapmaları, siyasi anlamda bağımsız olmaları ve anayasadan aldıkları güçle ülkedeki çoğu sosyolojik meselenin nihai çözüm noktası ve siyasi kilitlenme anlarında anahtar rolü oynamaktadır.

Mahkemede muhafazakar kanadın kuvveti artıyor

Barrett’in, 12 Ekim’de Senatoda başlayacak oturumların sonrasında onaylanması ve seçim evvel mahkemedeki koltuğuna oturması halinde Yüksek Mahkemedeki siyasi eğilim haritası 5 muhafazakar yargıca karşı 3 liberal yargıç şeklinde biçimlenecek.

Genel eğilimi muhafazakar olan Mahkeme Başkanı John Roberts’ın da bu denkleme eklenmesiyle yeni tablo muhafazakarlar lehine 6’ya 3 gibi net bir avantaj manasına gelecek.

ABD siyasi tarihinde eşine az rastlanan bu hal, 3 Kasım’daki tercihlerin muhtemel bir kaosa dönüşmesi ve son karar için Yüksek Mahkemenin döneme girmesi halinde çiçeği burnunda yargıç Barrett’in çok kritik bir rol oynamasına imkân verecektir.

Trump’ın “seçimler 3 Kasım’da bitmez” söylemi

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından ötürü milyonlarca Amerikalının bu sefer posta yolu ile oy kullanmayı tercih edecek olması, tartışmaların odak noktasını oluşturuyor.

ABD Başkanı Trump, ülkede uzun yıllardır geleneksel olarak yapılan postayla oy kullanma tekniğinden biraz değişik olarak bu seçimlerde çoğu eyaletin daha seçmenler talep dahi etmeden onlara otomatik olarak oy pusulası gönderdiğini ve burada Demokratların net bir şekilde sahtekarlık gerçekletireceğini iddia ediyor.

Seçim sandığına giderek oy kullanma tekniğinin güvenilir, milyonlarca bireyin aynı anda postayla oy kullandığı bir tekniğin ise hileye açık olduğunu savunan Trump, verilen bazı güncel örneklerle Demokratların şuandan sahtekarlık yapmaya başladığını ileri sürüyor.

Trump, bu iddiasına öyle kuvvetli şekilde inanmış halde ki, son bir haftadır derhal her fırsatta, “Demokratlar hile yaparak bu tercihleri çalmaya çalışacak, biz bunu teşhis edersek bu iş Yüksek Mahkemede biter” söylemini tekrarlıyor.

Öte yandan ülke tarihinde ilk kez bu kadar çok sayıda posta yolu ile oy kullanılacağını belirten uzmanlar, 80 milyondan çok bireyin postayla oy kullanabileceğini, bu oyların 3 Kasım günü sayılacağını ve çoğu yerde o gün oy sayım işlemlerinin tamamlanamayacağını dile getiriyor.

3 Kasım’da netleşmemesi muhtemel seçim neticelerinin adeta ilan edilmesinin haftalar ve hem de aylar devam etmesi de göz ardı edilmeyen bir hal.

Seçim neticelerini direkt olarak etkileyebilecek kritik eyaletlerdeki sonuçların birbirine yakın olması halinde kim kaybederse kaybetsin kuvvetle muhtemel tekrar sayım talep edecek ve bu yolun sonu Yüksek Mahkemeye kadar gidebilecektir.

Yeni Yargıç Barrett’in muhtemel oyu ne manaya gelir?

Seçimlerle alakalı rastgele bir sebeple “kavga” çıkması ve 2000 yılındakine benzer şekilde işin Yüksek Mahkemeye taşınması halinde Trump’ın seçimlerden evvelce netlikle seçmek istediği yeni yargıç çok kıymetli bir rol oynayabilir.

Barrett’in, Senatodan onay alıp 3 Kasım’dan evvelce vazifeye başladığı ve tercihlerin mahkemeye taşındığı senaryoda, 3 liberal yargıca karşı (özünde muhafazakar olsa da muhafazakarlarla liberaller arasında bir denge tutturmaya çalışan mahkeme diğernı John Roberts hariç) 5 muhafazakar yargıç ülkenin kaderini belirleyecektir.

Elbette bu yargıçların bütününün otomatik olarak Trump lehinde karar vereceğini söylemek için şimdilik çok erken, çünkü hem meydana nasıl bir tablo çıkabileceğini hem de eldeki hukuki kanıtlarin ne manaya gelebileceğini şimdilik kimse bilmiyor.

Son senelerde “siyasi bir karar verici” olmamaya çalışan mahkemenin böylesine zor bir karar sürecinde önündeki kanıtlar ışığında nasıl bir yol izleyeceği aslında merak hususu olacaktır.

Bu atmosferde Trump’ın seçimiyle Yüksek Mahkeme yargıçlığı koltuğuna oturan Neil Gorsuch, Brett Kavanaugh ve (onaylanırsa) Amy Coney Barrett, Trump’ın en çok itimat ettiği isimler olacaktır.

Son dönemde 4 muhafazakar yargıçla 4 liberal yargıç arasında vakit vakit liberallerle beraber hareket eden Roberts’ın “dengeleri gözeten” bir çizgi izlediği yorumları öne çıkıyor.

Böyle bir denklemde, diğer muhafazakar yargıçlar Samuel Alito ile Clarence Thomas’ın lehte; mesela, Roberts’ın aleyhte oy kullanması halinde dahi 5-4 Trump’ın lehinde bir karar çıkabilecektir. Bu da, Barrett’in kullanacağı oyun “tercihlerin kaderini belirleyen oy” olması manasına gelecektir.

Barrett’in lehte oyu Trump’a itimat verir

Bir diğer yönden konuyu ele alabilmek gerekirse, Trump’ın seçimlerden evvelce bir yargıç seçmemesi ve tercihlerin 8 yargıçlı Yüksek Mahkemeye gitmesi halinde Trump için çok kritik bir hal meydana çıkabilir.

Roberts’ın, Trump aleyhinde oy kullandığı bir senaryoda 4-4 eşitlik olacak, Yüksek Mahkeme bir karar çıkaramadığı için aşağıdaki Temyiz Mahkemesinin son kararı geçerli olacaktır (muhtemelen Trump’ın kaybettiği senaryo).

Bu bakımdan Barrett’in Yüksek Mahkeme koltuğuna oturması, Trump’ın tercihleri kazanma şansını mühim ölçüde artırmaktadır.

Kaldı ki Barrett’in böylesine kritik bir dönemde kendisini hayat boyu vazife gerçekleştireceği Yüksek Mahkeme yargıçlığına seçen Trump’a bir “minnet” duyması, çok da anlaşılmayacak bir hal olmayacaktır.

Gerek posta yolu ile oy kullanma tekniğinde meydana çıkabilecek aksaklıklar ve sonuçların 3 Kasım’da netleşmeme ihtimali, gerekse Trump’ın kaybettiğini sonrası halinde itiraz edip süreci mahkemeye taşıyacak olması, bu yılki başkanlık tercihlerinden sonrasının tufan olma ihtimalini gösteriyor.

Bu senaryonun gerçek olması halinde bu tufanı durdurabilecek son merci olan ABD Yüksek Mahkemesini ülke tarihinin en mühim vazifelerinden biri bekliyor olacak: ABD’nin yeni başkanı Donald Trump mı, yoksa Joe Biden mı olacak?

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
son dakika haberler aktüel ürünler bim aktüel ürünler a101 aktüel ürünler altın kaç para oldu dizi reyting sonuçları güncel haberler asgari ücret maaşlar en son çıkan telefon modelleri dünyadaki son gelişmeler transfer haberleri savunma sanayi tiyatro saatleri