GenelGündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Seçimi öne almak söz konusu değil

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2020-2021 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni'nde konuştu.

Abone Ol  
 
98 / 100

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 2020-2021 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni’nde konuştu.

Üniversitelerin yeni akademik seneninın, hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, koronavirüs salgını sebebiyle bir hayli zor şartlarda yürütülüyor olsa da akademik eğitimin kesintisiz devam etmesinin ehemmiyetini vurguladı.

Uzaktan eğitim tecrübesinin kıymetli bulunduğunu yalnız örgün eğitimin konumunu tutmayacağını belirten Erdoğan, “İnşallah olası olan en kısa sürede, diğer eğitim öğretim kademelerinde bulunduğu gibi yükseköğretimde de yüz yüze eğitim öğretimi başlatmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

Yeni akademik yılda, hocalara ve öğrencilere başarılar dileyen Erdoğan, Yükseköğretim Kurulunun 2020 üstün başarı ödüllerinin takdim edileceği, akademisyenler Melikşah Arslan, Ece Ekşin ve Ayşe Nur Oktay ile Atatürk, Ankara ve İstanbul Teknik üniversitelerini de kutlama etti.

“Sözümüzü tuttuk”

Türkiye’nin, uzun seneler süresince, eğitimin her kademesiyle bir arada, yükseköğretimde de sıkıntılar yaşadığını açıklayan Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Gençlerimiz ve aileleri, yalnızca belli şehirlerimizde teşhis edilen üniversitelere ulaşabilmek için aslında büyük fedakarlıklara katlanıyorlardı. Halbuki ülkemizin potansiyeli ve ihtiyacı, sahip olunan kapasitenin çok üstündeydi. Buna karşın, belki gafletten, belki kasıttan kaynaklanan sebeplerle, üniversitelerin yaygınlaştırılmasına, gençlerimizin yükseköğretime erişiminin kolaylaştırılmasına engel olunuyordu. Hatta mesleki eğitimin önü kesilerek, bu çarpıklık daha aşağı kademelere doğru genişletiliyordu. Hükümete geldiğimizde, ülkemizin her şehrinde üniversite kurma sözü verdik. Bu aşaması attığımızda, birilerinin nasıl reaksiyon gösterdiğini, nasıl telaşlandığını dün gibi hatırlıyorum. Milletimizin desteği ve Meclisimizin gayretiyle, sözümüzü tuttuk ve Türkiye’nin 81 ilinin tamamında üniversite kurulmasını sağladık.”

Bugün ülkede etkinlik gösteren toplam 207 kamu ve vakıf üniversitesinin, 176 bin akademik personeliyle, 8 milyon 267 bin öğrenciye eğitim-öğretim verileni belirten Erdoğan, üniversitelerin kontenjanlarının artmasının, giriş sınavlarındaki yığılmanın önüne geçtiğini dile getirdi. Bunun yanında, kendi nesli dahil ülkede çok uzun seneler süresince gençlerin en büyük itiraz konusu olan harçları da kaldırdıklarını izah eden Erdoğan, ücretsiz eğitim hayalini gerçeğe dönüştürdüklerinin altını çizdi.

Erdoğan, “Türkiye, kamunun tamamiyle ücretsiz yükseköğretim hizmeti verilen dünyadaki ender ülkeler arasındadır.” ifadesini kullandı.

Hiçbir öğrencinin parasal imkansızlıklar sebebiyle yükseköğretimden mahrum kalmaması için yurtların kapasitesini artırmakta geç kalmadıklarını ve isteyen herkese burs ya da kredi vermeye kadar pek çok yeniliğe imza attıklarını altını çizen Erdoğan, bugün yurtların kapasitesinin 700 bine, burs ve kredi alan öğrenci sayısının da 1 milyon 600 bine yaklaştığını belirtti.

Daha önce aylık 45 lira olan lisans öğrencisi burs ya da kredi ödemesini aylık 550 liraya çıkardıklarını, bu rakamın yüksek lisans öğrencilerinde 1100 lira, hekime öğrencilerinde ise 1650 lira bulunduğunu açıklayan Erdoğan, şu şekilde devam etti:

“Artık rekabet, rastgele bir üniversiteye girmekte değil, amaçlanan üniversiteye girmekte yaşanıyor. Bu rekabet dünyanın her yerinde bulunmaktadır ve olması da gayet tabiidir. Burada asıl üstünde durulması gereken konu, isteyen her gencimize yükseköğretim yolunun açılmış olmasıdır. Kendi şehrinde ve evine en yakın yerdeki üniversiteye girebilen gençlerimizden, gayreti ve kabiliyeti olanların önü, yatay ve dikey geçişlerle esasen açıktır. Bu konuta hem Yükseköğretim Kurulumuz, hem de üniversitelerimiz her türlü basitliği gösteriyor. Kemiyet sorununu bu şekilde çözdükten sonra, bütün gücümüzü ve imkanlarımızı keyfiyet noktasına hasrettik. İhtisaslaşma başta olmak üzere, üniversitelerimizi belirli alanlarda marka yapmaya yönelik çok sayıda programı yaşama geçirdik. En büyük özlemimiz de bu.”

“Üniversitelerimizin akademik cazibesini artıracak çalışmaları hızlandırıyoruz”

Üniversiteleri, inceleme üniversiteleri, çevresel kalkınma merkezli üniversiteler, mesleki program çoğunluklu üniversiteler gibi değişik misyonlar üstlenen yapılar durumunda geliştirmeye çalıştıklarına ilgi çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu şekilde, illerdeki üniversitelerin, tek tip eğitim uygulamak yerine, şehirlerinin, bölgelerinin ve ülkenin ihtiyacına göre değişik alanlarda ilerleyen bir yapıya kavuşma yolunda gelişmeye başladığını söyledi.

Erdoğan, bugün 2006’dan sonra kurulmuş üniversiteler arasında, dünyada ilk 800 arasına girmeyi başaranlar bulunduğunu belirterek, “Demek ki doğru stratejilerle doğru adımlar atıldığında, bırakınız Türkiye’yi, dünya genelinde sonuçlar elde edilebiliyor. Dünyanın pek çok yerinde yabancı öğrenci sayısı azalırken, ülkemizde bu rakamın şu an itibarıyla 200 bini aşmış olması, Türkiye’ye duyulan güvenin ifadesidir. Biz de bundan aslında sevinç duyuyoruz. Bu güveni boşa çıkarmamak için üniversitelerimizin akademik cazibesini artıracak çalışmaları hızlandırıyoruz. Genellikle Anadolu’nun dört bir yanında, birer gurur abidesi olarak artan üniversitelerimizin gelişimine daha çok ehemmiyet veriyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu çerçevede Yükseköğretim Kurulu doğrultusundan hazırlanan yeni bir projenin müjdesini paylaşmak istediğini ifade eden Erdoğan, “YÖK Anadolu Projesi adıyla başlatılan bu çalışma, Anadolu’daki yeni ilerleyen üniversiteleri oran olarak daha ilerlemiş üniversitelerle eşleştirerek, eksiklerin hızla giderilmesini hedefliyor. Böylece, ilerlemiş üniversitelerimizin altyapısı, yetişmiş akademik kadrosu ve birikimi, Anadolu’daki şimdilik yolun başında olan üniversitelerimizin istifadesine açılmış olacaktır. Aynı şekilde, eşleşme yapılan üniversitenin öğrencileri diğer üniversitenin programlarına iştirak edebilecektir. İnşallah bu programı, bu akademik senenin ikinci döneminden itibaren yaşama geçiriyoruz.” diye konuştu.

Salgın döneminde kıymeti daha iyi anlaşılan bir diğer mühim aşamasın da “YÖK Sanal Laboratuvar Projesi” bulunduğunu altını çizen Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu projeyle fen, mühendislik, eczacılık gibi fakültelerin programlarında yer alan genel kimya ve fizik laboratuvarı dersleri sanal ortamda verilebilecektir. İlk olarak Dijital Dönüşüm Projesinde yer alan 24 üniversitede başlayacak bu çalışmadan 15 bin öğrenci faydalanabilecek. Bütün bu yeniliklerin şuandan ülkemize, milletimize, bilhassa de üniversitelerimize hayırlı olmasını diliyorum.”

“Hep bir arada seferberlik anlayışıyla çalışmamız gerekiyor” 

Erdoğan, Türkiye’nin 20 yıl önceki ülke olmadığını, politikadan ekonomiye, altyapıdan güvenliğe kadar her alanda küresel bir güç durumuna gelen ya da gelme yolunda emin adımlarla ilerleyen bir Türkiye gerçeği bulunduğuna işaret etti.

Türkiye’nin en büyük gereksiniminin her alanda yetişmiş insan kuvveti bulunduğuna ilgi çeken Cumhurdiğernı Erdoğan, “Genellikle kalkınmamızda kritik ciddiye sahip teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanılması kabiliyetine sahip insan kaynağında ciddi açığımız bulunuyor.” diye konuştu.

Üniversiteler başta olmak üzere, detaylı kurumların bu doğrultudaki gayretlerini yakından takip ve takdir ettiğini ifade eden Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının bu doğrultuda detaylı çalışmaları bulunduğunu belirtti.

Bütün bunlara karşın şimdilik istek ettikleri yere gelemediklerini belirten Erdoğan, şu şekilde devam etti:

“Çocuklarımızın ve gençlerimizin becerilerini, zekalarını, heyecanlarını, heveslerini doğru mecralara yönlendirmemiz şarttır. Hangi evladımızın hangi alanda yürümesi gerekliliğini kademe kademe teşhis ederek, kendine gereken olanağı ve desteği sağlamalıyız. Bunun için de üniversitelerden liselere, ortaokullara, ilkokullara, hem de ana sınıflarına kadar inen dayanıklı, etkin, işler bir sistem kurmalıyız. Geleceğimizi güvenle emanet edeceğimiz nesiller yetiştirmek için toplum olarak hep bir arada seferberlik anlayışıyla çalışmamız gerekiyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tam bu noktada gözden katiyen kaçırmamaları gereken hayati bir konu bulunduğuna işaret ederek, “Bütün ilgimizi, vaktimizi, çocuklarımızı geleceğe en iyi şekilde hazırlamak için verirken onların gönül dünyalarını zenginleştirmeyi de ihmal etmemeliyiz. Sadece parasal bilgilerle donanmış, manevi değerlerden yoksun bir kuşak milletçe en büyük felaketimiz olur.” ifadelerini kullandı.

Dünyada parasal zenginlikte çok ileriye gittiği durumda manevi çöküş sebebiyle geleceğinden ümidi kesmek üzere olan toplumların bulunduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye’yi bu tür bir tehlikeyle yüz yüze bırakmayacaklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“İnsanlık tarihinin en kadim topraklarında yaşam sürdüren bir ulus olarak maziden atiye kurduğumuz köprünün zenginliklerinin tamamına sahip çıkacak bu tür bir nesiller silsilesi yetiştirmek istiyoruz. Bu topraklarda doğup büyüyen her evladımız medeniyetini, tarihini, kültürünü, bizi biz yapan değerleri en iyi şekilde bilmeli ve hayatına programlıdır. Bu toprakları ve üstünde kurduğumuz medeniyeti tıpkı Malazgirt’te, Niğbolu’da, Mercidabık’ta, Çanakkale’de, İstiklal Harbi’nde, 15 Temmuz’da bulunduğu gibi gerektiğinde canı pahasına savunacak şuurda kuşaklara sahip olmadıkça geleceğimize güvenle bakamayız.

Hedeflerimize yalnız bilimin ve teknolojinin bütün dallarında en ileri civara ulaşmak için çalışan ama aynı vakitte inancının, tarihinin ve kültürünün esas verilerine vakıf nesillerle ulaşabiliriz. İnsan parasal birikimi ve manevi zenginliği ile bir bütündür. Ruhsuz bir gövde ceset, manevi zenginlikten yoksun bir zihin de robot hükmündedir. Biz robot değil insan, daha doğrusu insan-ı kamil yetiştirmenin peşinde olmalıyız. Bunun yolu da bizatihi kendi varlığından başlayarak her şeyi sorgulayan, araştıran, tefekkür ve tezekkür ederek en doğruyu bulmaya çalışan nesiller yetiştirmekten geçiyor.”

“Onlar vagon biz lokomotif önde gideceğiz”

Hem aile eğitimi hem de mektep eğitimi bağlamında bu konuta ciddi kusurların bulunduğuna inandığını ifade eden Erdoğan, “Önümüzdeki dönemde öncelikle ele almamız ve hızla çözmemiz gereken yolumuz, yollarımız, gereken bütün bu konuların başında işte bu konu geliyor. Üniversitelerimizden bu konuta da liderlik ve destek bekliyoruz. Onun için başta rektörlerimize çok büyük görev düşüyor, dekanlarımıza, hocalarımıza çok büyük görevler düşüyor. Sizler, resmen Mimar Sinan neyse, siz de bütün bu gençlerimizin ruhlarını dokuyacak Mimar Sinanlarısınız. Öyle yetiştirecek, öyle dokuyacaksınız ki bu nesli inşallah biz Batıyla yarışta geri değil, onlar vagon biz lokomotif önde gideceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin uzun bir demokrasi ve kalkınma mücadelesinin sonrasında bugün bulunduğu yere yaklaştığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Sahip bulunduğumuz her kazanımın arkasında çok büyük acılar, çok büyük mücadeleler, çok büyük bedeller bulunmaktadır. İstiklal Harbi’mizin sonrasında kurduğumuz Cumhuriyetimizi yaşatmak ve büyütmek için attığımız her adımda içeride ve dışarıda ayakları olan engellerle karşılaştık. Genellikle son senelerde ardı ardına hayat sürdüğümüz saldırıların her biri aynı senaryonun değişik aktörlerle sahnelenen bölümlerinden ibarettir. Meseleye bu şekilde baktığımızda en büyük gücümüzün devlet ve ulus olarak kendi içimizde birliğimizi, birlikteliğimizi dayanıklı tutmamız bulunduğunu görüyoruz.”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişin Cumhuriyetin kuruluşunun sonrasında direk milletimizin iradesiyle yapılan en büyük idare reformu bulunduğuna vurgu yapan Erdoğan, “Demokrasimiz ve kalkınmamız bakımından ağır maliyetleri olan uzun darbe ve vesayet dönemlerinin sonrasında bu tür bir değişimi tamamlamış olmamız çok büyük bir başarıdır. Ülkemizdeki her kişi ve kurumun bu kıymetli kazanıma sahip çıkması gerekiyor.” dedi.

Türkiye’yi tekrar siyasi ve kurumsal iç mücadeleler bataklığına sürüklemek isteyenlere bekledikleri fırsatı vermeyeceklerini ifade eden Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Bütün bunlara karşın ülkemizi rayından çıkartamamış olmanın hırsıyla yeni arayışlara girenlere göz kırpmak için çırpınanlar bulunduğunu görüyoruz. Bugüne kadar hep yaptığımız gibi milletten alamadığı kuvveti diğer yerlerden devşirmeye çalışanların heveslerini kursaklarında bırakacağız. Hamdolsun ülkemizde şeksiz, kuşkusuz bir şekilde ulusun isteğini temsil eden bir Meclise sahibiz. Aynı şekilde tekrar hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ulusun desteği sayesinde işbaşına gelmiş bir cumhurbaşkanı ve onun kurduğu hükümet ülkeyi yönetiyor. Güçler ayrılığı erkinin üçüncü ayağı olan yargı, ilk derece mahkemelerinden en yüksek organlarına kadar bütün unsurlarıyla adaletin tesisine hizmet ediyor. Geçmişte adı darbelerle ve cuntalarla anılan ordumuz, sınırlarımız süresince ve sınırlarımız ötesinde destanlar yazıyor. Kurumlarımızın her biri kendi bölümünde Cumhuriyet tarihinde yapılanların tamamını 5’e, 10’a katlayan icraatlar gerçekleştiriyor.”

‘Nerede bir zulüm varsa biz oradayız’

Nerede bir zulüm varsa Türkiye’nin orada bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bize bazıları akıl da veriyor, onu da söyleyeyim. Ne diyorlar? ‘Bu kadar yayılmayın.’ diyorlar. Zulüm var. Bir doğrultuda Libya’da zulüm var, sessiz kalamayız. Suriye’de, 910 kilometre sınırımız boyu zulüm var. Ne yapalım? Sessiz mi kalalım? Öbür doğrultuda Somali’de zulüm var, seyir mi edelim? Azerbaycan’da bakıyorsunuz Ermenilerin zulmü var. Bunlar bizim kardeşlerimiz, seyir mi edelim? Biz duramayız, tarih süresince ecdadıımızın bize yıktığı bir sorumluluk var. Onun için biz durmaz ve oralarda da görevimizi yerine getirmenin gayreti ortamında oluruz.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Türkiye’nin çevresel ve küresel düzeyde hak ettiği yere gelmenin gayreti içinde bulunduğuna işaret ederek “Bu iklimde devletin çalışma ahengini, ulusun rahatını bozacak hiçbir beyanı, tutumu, davranışı iyi niyetle bağdaştırmak olası değildir.” dedi.

“2023’ün Haziranı’nda seçim yapılacaktır”

CHP Genel Bakanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun erken seçim talebine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu şekilde devam etti:

“Çıkıyorlar, ‘Erken seçim.’ Ne erken seçimi? Dünyanın hangi ilerlemiş ülkesinde teşhis edilen sürenin dışında bir seçime gidilir? Bunlar kabile devletlerinin yaptığı iştir. Bakarsanız 3 ayda bir, 6 ayda bir, yılda bir seçime giderler. Gelişmiş bir ülkede, gelişmekte olan bir ülkede bu tür bir şey göremezsiniz. Amerika’da, Batı’da bu tür bir şeyi görür müsünüz? Hayır. Türkiye bundan sonra eski Türkiye değil, yeni Türkiye’de teşhis edilen vakit neyse ilan edilen vakit neyse şimdi de 2023’ün Haziranı’dır ve 2023’ün Haziranı’nda seçim yapılacaktır. Onu öne alabilmek söz konu değildir. Bunu bilmeleri lazım. Siyasi ve ekonomik bakımdan küresel bir tekrar yapılanma sürecinde bulunduğumuz şu dönemde hep bir arada gücümüzün, enerjimizin, vaktimizin tamamını hedeflerimize ulaşmak için kullanmalıyız. Dönemde ne bireysel ne kurumsal taassup dönemi değildir. Hele hele politika dışı aktörlerin, politika yönlendirme gayretine girişmeleri gibi eski devir alışkanlıklarına milletimizin hiç tahammülü yoktur.”

“Önümüze bakmaya devam edeceğiz”

 Erdoğan, son zamanlarda bu çerçevede meydana çıkan tatsız tartışmaları hüzünle karşıladığını ifade ederek “Ülkemizin problemlerinin çözümüne, milletimizin beklentilerinin karşılanmasına hiçbir katkısı olmayan bu tür çıkışları ve polemiklerin takdirini milletimize bırakıyorum. Biz önümüze bakmaya, taahhütlerimizi yerine getirmeye, hedeflerimize ulaşmak için adım adım gelişmeye, mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“İnşallah 2023 senesinde büyük ve kuvvetli Türkiye’nin inşası yolunda mühim bir aşamayı da geride bırakmış olacağız. Bir doğrultudan sismik incelemeler yapıyoruz, bir doğrultudan sondaj çalışmalarını yapıyoruz. İnşallah cumartesi günü sondaj gemimiz de yapılan çalışmaları bizzat gemide alakalı arkadaşlarımla birlikte takip edeceğim. Temenni ederim ki yeni müjdeler oradan teşhis eder ve açıklarız. Türkiye demokraside ve ekonomide geliştikçe bu tür meseleler giderek küçülecek nihayetinde bütünüyle gündeminizden çıkacaktır. Rabb’im bu kutlu ve tarihi mücadelede hepimizin yar ve muavini olsun diyorum.”

Notlar

Törene TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Cumhurbaşkanlığı Etkileşim Başkanı Fahrettin Altun ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonrasında YÖK 2020 Üstün Başarı Ödüllerini sahiplerine sundu.

Programda, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı Senfoni Orkestrası konser verdi.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
son dakika haberler aktüel ürünler bim aktüel ürünler a101 aktüel ürünler altın kaç para oldu dizi reyting sonuçları güncel haberler asgari ücret maaşlar en son çıkan telefon modelleri dünyadaki son gelişmeler transfer haberleri savunma sanayi tiyatro saatleri