GenelGündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kovid-19’a ilişkin yeni tedbirleri açıkladı

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından ulusa seslenen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şimdiye kadar 1 milyon 350 bin kişinin yaşamına mal olan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının bütün dünyada yayılmaya devam ettiğini belirterek, insanlık tarihinin yakın vakitte yaşadığı bu en büyük salgının önüne geçecek net bir çarenin şimdilik bulunamadığını hatırlattı.

Abone Ol  
 
72 / 100

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından ulusa seslenen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şimdiye kadar 1 milyon 350 bin kişinin yaşamına mal olan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının bütün dünyada yayılmaya devam ettiğini belirterek, insanlık tarihinin yakın vakitte yaşadığı bu en büyük salgının önüne geçecek net bir çarenin şimdilik bulunamadığını hatırlattı.

Koruyucu tedbirler, aşı çalışmalarında ümit verici ilerlemeler yaşanmakla bir arada tehdidin artarak sürdüğüne işaret eden Erdoğan, salgının ilk başladığı dönemlerdeki öngörülerin çok ötesinde ağır bir halle karşı karşıya olunduğunu söyledi.

Sonbaharla bir arada yeniden tırmanışa geçtiğimiz, hasta ve ölüm sayılarının Avrupa’da ve dünyanın pek çok yerinde tedbirlerin sıkılaştırılması sonucunu doğurduğuna ilgi çeken Erdoğan, Türkiye’de de İstanbul başta olmak üzere kimi şehirlerde ciddi civarlara ulaşan hasta ve ölüm sayılarının çok daha dikkatli olunması gerektiğine işaret ettiğini belirtti.

Sağlık altyapısı ve sağlık çalışanlarının sınırlarını zorlamadan “TAMAM” diye ifade ettikleri “Temizlik, maske, mesafe” kurallarına riayet ederek bu salgının atlatılması gerektiğine değinen Erdoğan, “Şayet salgının seyri tırmanışını sürdürürse hepimiz için can acıtıcı sonuçlara yol açan tedbirlerin yeniden gündeme gelmesi kaçınılmaz duruma gelir.” diye konuştu.

Türkiye’nin salgınla mücadeleyi, ekonomiyi ayakta tutarak başarıya ulaştırma mecburiyeti bulunduğunu dile getiren Erdoğan, devletin, kısa çalışma ödeneğinden sosyal yardımlara kadar her alanda ulusun yanında olduğunu vurguladı.

Sanayiciden ihracatçıya, esnaftan işçiye kadar ihtiyaç duyan her kesime destek verildiğini hatırlatan Erdoğan, “Milletimizden, bu fedakarlıkların boşa gitmemesi için salgınla mücadele kurallarına uymada daha çok hassasiyet, çok katkı bekliyoruz. Yaşanan zorlukların ve sıkıntıların kuşkusuz farkındayız. Amacımız ülkemizi bir an önce bu salgın illetinden kurtararak, asıl gündemimize çok daha çok odaklanmak, bütün enerjimizi hedeflerimize ulaşmaya hasretmektir. Bunu da hep bir arada başaracağız.” ifadelerini kullandı.

“Hafta sonları 10.00 ile 20.00 saatleri arası dışında sokağa çıkma sınırlaması uygulanacak”

Erdoğan, Kabine Toplantısı’nda yapılan istişareler sonucunda yeni tedbirleri yaşama geçirmeye karar verdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Buna göre, hafta sonları tedarik ve üretim zincirleri aksamayacak şekilde 10.00 ile 20.00 saatleri arası dışında sokağa çıkma sınırlaması uygulanacak. Ara tatilde olan okullardaki eğitim öğretim yıl sonuna kadar çevrimiçi olarak sürdürülecek. Halen 65 yaş üstü için yapılan belirli saatlerde sokağa çıkma uygulaması, çalışanlar hariç olmak üzere 20 yaş altına da teşmil edilecek. Alışveriş merkezleri, marketler, berber ve kuaförler gibi işletmelerin çalışma vakitleri saat 10.00 ile 20.00 arası olarak sınırlanacak. Sinemalar, sektörün talebine de makul şekilde yıl sonuna kadar kapalı kalacak.

Kafelerde yalnızca paket servis uygulamasına geçilecek. Kıraathanelerimizin hareketlerini bir vakit ara verilecek. Bütün spor müsabakaları seyircisiz oynanmaya devam edecek. Halı sahaların etkinliklerine ara verilecek. Şehirlerimizin, ana cadde ve meydanlarındaki sigara içme yasağı sürecek. İl hıfzıssıhha kurulları bu sınırlamayı genişletebilecek. Kamu ve özel sektör iş yerlerindeki elastik mesai düzenine ve mesai saatlerinin yoğunluk oluşturmayacak şekilde belirlenmesi uygulamasına hassasiyet gösterilecek. Bütün bu hususlarla alakalı ayrıntılar İçişleri Bakanlığımızın genelgesinde yer alacaktır. Hep bir arada fedakarlık yaparak, inşallah bu salgın musibetinin üstesinden gelerek, sağlıklı ve huzurlu bir şekilde geleceğe bakacağız. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun.”

“Kapalı Maraş’a yaptığımız ziyaretin mesajını anlamamış olanların bu programa piknik gözüyle bakması pek tabiidir”

Erdoğan, geçtiğimiz piyasa günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 37’nci kuruluş yıl dönümü bundan dolayı Ada’ya bir ziyaret gerçekleştirdiklerini anımsattı.

KKTC’nin, Kıbrıs Türkü’nün hukuk, eşitlik ve varoluş mücadelesinin en değerli eseri bulunduğunu altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından yaptığımız bu ziyaretin her iki taraf için de mühim mesajlar içerdiğine inanıyorum. Ziyaretimizde bizlere Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, bakanlarımız, eski meclis başkanlarımız, milletvekillerimiz ve muharip gazilerimiz eşlik etti. Kıbrıs’a ayak basışımızdan ayrıldığımız ana kadar tanık bulunduğumuz muhabbet sebebiyle Kıbrıslı kardeşlerime şükranlarımı sunuyor.” ifadelerini kullandı.

Ada’da ilk olarak 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı törenlerine iştirak ederek Kıbrıs Türkü’nün bayram sevincine ortak olduklarını hatırlatan Erdoğan, daha sonra uzun bir aranın ardındannda yeniden kullanıma açılan Kapalı Maraş bölgesine geçtiklerini belirtti.

Kapalı Maraş’ın bugüne kadar kapalı tutulmasının Kıbrıs Türk tarafının içtenyetinin ve iyi niyetinin bir göstergesi bulunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Ancak bu iyi niyet jesti, Rum tarafında hiçbir vakit karşılık bulmadı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti, bir vakit önce Kapalı Maraş’ın kıyı şeridini halka açtı. Bu yürekli aşaması biz de destekliyoruz. Kapalı Maraş’ta kullanıma açılan bölgenin yollarını 15 gün gibi kısa bir vakitde asfaltladık. Bisiklet yolu, kaldırım tamiri, içme suyu tesisi, çocuk oyun parkları, büfe, bank, etraf düzenlemesi gibi hizmetleri yaşama geçirdik. Heyetimiz ve Kıbrıs halkı ile bir arada Maraş’ta gerçekleştirdiğimiz program bölgenin bundan sonra hızla canlanmasını sağlayacak adımlar konusundaki kararlılığımızın da ifadesidir. Kıbrıs meselesinden bihaber, Kapalı Maraş’ın açılmasının stratejik önemini kavrayamamış, bizim o bölgeye yaptığımız ziyaretin mesajını anlamamış olanların bu programa piknik gözüyle bakması pek tabiidir. Hamdolsun milletimiz, meselenin ne bulunduğunu da orada yaptığımız işin manasını da gayet iyi biliyor. Her hususta bulunduğu gibi sağlık ve bilhassa son dönemde bütün dünyayı etkileyen salgın konusunda da Kıbrıslı kardeşlerimizin yanındayız. Bu çerçevede kısa vakitde inşasını tamamladığımız 100 yataklı Lefkoşe Acil Durum Hastanesi’nin de açılışını yaptık. Hastanemizle bir arada 5 ambulansı da hizmete soktuk.”

“Yeni bir gelecek inşası için hep birlikte kolları sıvıyoruz”

Kıbrıs’a 500 yataklı bir hastanenin inşası için de hazırlıklara başladıklarını, törenin ardından Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile bir görüşme gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, “Sayın Tatar, Cumhurbaşkanı seçilmesinin derhal ardından Ankara’yı ziyaret etmişti. Böylece iadei ziyaretimizi de gerçekleştirmiş olduk. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar ile ülkelerimiz arasındaki iş birliğinin daha da güçlendirilmesi için atılacak adımları değerlendirdik.” dedi.

Ziyaretle, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni birbirinden ayırmak isteyenlere en güzel yanıtı verdiklerine inandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rum-Yunan çiftinin uzlaşmaz tutumları sebebiyle bundan sonra yeniden konuşulması, tartışılması, müzakeresi anlamsız duruma gelen konuları bir kıyıya bırakarak yeni bir gelecek inşası için hep birlikte kolları sıvıyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gerçeğini bölümde ve bütün dünyada kabul ettirecek bir devreye girdiğimize inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Ziyarette gösterdikleri içten teveccüh için Kıbrıs halkına bir kez daha şükranlarını ileten Erdoğan, “Böyle milli bir meselede Türkiye’nin yanında yer alan siyasi partilerimizin, meslek kuruluşlarımızın ve sivil toplum örgütlerimizin temsilcilerine de ilaveten şahsım, ulusum adına teşekkür ediyorum.” dedi.

“Türkiye Afet Müdahale Planı işlemeye başlamıştır”

İzmir depreminin Türkiye’nin hem doğal afetler gerçeğini bir kez daha hatırlattığını hem de afet öncesi ve ardından hazırlıkların gözden geçirilmesine vesile bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Bu çerçevede İzmir depreminde iyi bir imtihan verdiğimize inanıyorum. Depremin gerçekleştiği 30 Ekim saat 14.51’den itibaren Türkiye Afet Müdahale Planı işlemeye başlamıştır. İzmir’deki AFAD ekipleri derhal harekete işlemiş, etraf illerdeki ekipler de derhal İzmir’e destek için yola çıkmışlardır. Depremin birinci saatinde AFAD İzmir ekipleri, itfaiye birimleri, şehirdeki sivil toplum kuruluşlarının arama kurtarma ekipleri, Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri, acil yardım ekipleri sahada çalışmaya başlamıştı. Aynı şekilde ilk dakikalardan itibaren emniyet, jandarma ve Türk Silahlı Kuvvetleri birimleri hem personelleri ile hem helikopter ve insansız hava vasıtalarıyla destek için afet bölgesindeki yerlerini almışlardı. Depremin ikinci saatinde 25 bin kişilik mobil mutfak ve 50 personel bölgeye sevk edilmiş, AFAD’ın lojistik depolarında çadır ve battaniye gibi barınma ihtiyaçları yola çıkarılmıştı. Depremin altıncı saatinde başka ortamlardan kara ve hava yolu ile 2 binin üstünde arama kurtarma personeli ve 15 arama kurtarma köpeği bölgeye ulaşmak üzere yola çıkmıştı. Depremin 10’uncu saatinde Türkiye Arama Kurtarma Planı kapsamında 7 esas ihtiyacın karşılanması için binlerce personel sahada bilfiil çalışmalarda görev almış durumdaydı. Depremin 12’ci saatinde 100 psiko-sosyal destek personeli, depremzedelerle görüşme yapmaya başlamıştı. Depremin 24’üncü saatinde hasar teşhis çalışmaları için 520 personel sahaya inmişti. Depremin 48’inci saatinde binin üstünde çadırın kurulumu tamamlanmış, depremzedelerin tüketimine sunulmuştur. Depremin 72’nci saatinde Türkiye Arama Kurtarma Planı kapsamında 8 binin üstünde personel ve 1200 vasıta sahada etkin durumdaydı.”

“Artık ‘Nerede bu devlet’ sesleri yükselmiyor”

Türk Kızılay’ın her vakit bulunduğu gibi tekrar bütün imkanları, personeli ve gönüllüleriyle ilk andan itibaren İzmirliler’in yanında bulunduğunu altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugüne kadar İzmir’de 700 bin öğün sıcak yemek, bir o kadar da meşrubat ve ikram malzemesi dağıtıldı. Görüldüğü gibi bütün planların ve hazırlıkların resmen tıkır tıkır işlediği bir organizasyon ile devlet İzmir’e ve İzmirlilere sahip çıkmıştır.” dedi.

AFAD’ın arama kurtarma ekipleri ile bir arada akredite kurumlar olan JAK, AKUT ve İHH’nın yanında çok sayıda sivil toplum kuruluşunun destek için İzmir’e gittiğini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Çeşitli belediyelerden de çok sayıda itfaiye, arama kurtarma ekibi İzmir’deki çalışmalara katıldı. Bütün bu ekipler, AFAD koordinasyonunda planlı, bilinçli, donanımlı bir şekilde arama kurtarma çalışmalarında görev aldı. Elbette bu çalışmaların öncesi var. AFAD, ülkemizin 11 bölgesinde arama kurtarma çalışmalarına katkıda bulunacak sivil toplum kuruluşları ile toplantılar yaparak, afet ardından müdahalelerin hem hızlı hem etkin olması için ciddi bir hazırlık yürütmüştür. Dikkat ederseniz bundan sonra ülkemizdeki hiçbir afetin ardından ‘Nerede bu devlet?’ sesleri yükselmiyor. Çünkü devlet, ilk andan itibaren hep milletimizin yanında yer alıyor, gereken her türlü desteği sağlıyor, etkinliği yürütüyor. Bu vesileyle İçişleri Bakanlığımıza, AFAD Başkanımıza ve ekibine, Çevre ve Şehircilik Bakanımıza ve ekibine, çalışmalarda görev alan bakan arkadaşlarıma, kurumlarımızın mensuplarına, Kızılayımıza, sivil toplum kuruluşlarımıza teşekkür ediyorum. Genellikle tekrar Silahlı Kuvvetlerimize teşekkür ediyorum.”

“Türkiye çapında depreme dayanıksız binaların dönüştürülmesi çalışmalarını hızlandırıyoruz”

Erdoğan, İzmir depreminin yol açtığı hasarların kalıcı telafisi ile alakalı bir proses yürüttüklerini söyledi.

Çadırların kışın kalmaya makul olmaması bundan dolayı konteyner şehirler kurduklarını, kalıcı konutlarla alakalı proje hazırlıklarının tamamlandığını ve bu ay bitmeden ihalelerin yapılıp inşa sürecine geçileceğini açıklayan Erdoğan, “Buna göre 1750 konutu kendi yerinde yeniden inşa edeceğiz. Hem de teşhis edilen rezerv alanlarda 3 binin üstünde konut inşa ederek hak sahiplerine dağıtacağız. Türkiye çapında de depreme dayanıksız binaların dönüştürülmesi çalışmalarını hızlandırıyoruz. Bu hususta vatandaşlarımızdan daha çok destek bekliyoruz.” diye konuştu.

Dönüşüm çalışmalarında bugüne kadar yaşanan sıkıntıları göz önüne alarak gerek görülürse bu hususta yeni düzenlemelere de gidebileceklerini belirten Erdoğan, “Rant yerine depreme dayanıklılığı önceleyen bir anlayışla bu şekilde hareket ettiğimizde hedeflerimize daha kısa vakitde ulaşacağımız açıktır. Bir kez daha İzmirliler’e işlemiş olsun diyorum.” ifadelerini kullandı.

“Biz reform gündeminden hiç kopmadık”

Erdoğan, dünyada ve bölümde tarihi bir yeniden yapılanma sürecinin sancılarının yaşandığını, salgının da bu süreci hızlandırıp biçimlendirdiğini vurgulayarak, siyasi ve ekonomik değişim dalgasının sınırları aşan sonuçlar doğurduğunu, tesir alanını ve gücünü artırdığını belirtti.

Türkiye’yi son 18 senede tarihinin en büyük demokrasi ve kalkınma reformları ile tanıştıran bir idare olarak ülkeyi yeni devreye hazırlamanın en başta gelen görevleri bulunduğuna inandıklarını dile getiren Erdoğan, şu şekilde konuştu:

“Geçmişte devlet içine çöreklenmiş olan vesayetin ve kullandığı vasıtaların bütün izleri, saklı ajandalarıyla, paralel hatlarıyla, örgütsel aidiyetleriyle, ucu dışarılara kadar uzanan dayatmalarıyla bundan sonra tarih olmuştur. Zihniyet olarak tek parti devri faşizminden bir adım öteye geçememiş olanlar bizim değişim ve reform başarılarımızın ürünü olan sonuçları dahi tabu durumuna getirmeye çalışıyor. Halbuki adı üstünde değişim hareketli bir prosestir. Ortaya çıkan şartlara ve ihtiyaçlara göre sıksık yeni adımlar atmayı gerektirir. Bunun için biz reform gündeminden hiç kopmadık. Değişimin katiyen bitmeyen bir yürüyüş bulunduğu gerçeğini unutmadan, dünyadaki ilerlemelere makul şekilde sıksık amaç büyüterek yeni reformlarla yolumuza devam ediyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar hep adalet ile kalkınmayı, hukuk ile ekonomiyi, istiklal ile güvenliği birbirini tamamlayan olgular olarak kabul eden bir anlayışla ulusun huzurunda olduklarını vurguladı.

“Hukuk devletinden anladığımız ‘mevzuat devleti’ değildir.” diyen Erdoğan, daima toplum yaşamının esası olarak gördükleri adalet, istiklal, eşitlik ve insan haklarına dayanan bir normlar düzeneğinin inşasından yana olduklarını söyledi.

Önümüzdeki dönemde de bu tarafta çalışmaya devam edeceklerine işaret eden Erdoğan, “Adaletin olmadığı yerde başka bütün imkanların birer zulüm aracına dönüştürülebileceğini biliyoruz. Bu bakımdan bizim anladığımız ve inandığımız adalet kavramı, yargı ile alakalı olmanın çok ötesinde bir anlama ve işleve sahiptir. Medeniyetimiz ve kültürümüzde adalet kavramının bilhassa üstünde çokça durulmasının sebebi, sahip bulunduğu bu derin ve kuvvetli anlamıdır. Adalet yalnız keyfi uygulamalara müsamaha göstermeyen, masumiyet karinesine her aşamada sahip çıkan, suç ve cezanın şahsiliği ilneti merkeze koyan bir hukuk düzeni ile sağlanabilir.” ifadelerini kullandı.

Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması, iş ve çalışma yaşamında her türlü ayrımcılığın önlenmesinin de adaletin gereği bulunduğuna ilgi çeken Erdoğan, “Aynı şekilde adalet, kamu hizmetlerinin erişilebilir, hesap verebilir, eşit, şeffaf ve adil bir şekilde sunulduğu, refahın toplumsal tabana yayıldığı kuşatıcı bir idaresi ifade eder. Son 18 senede adaletin tam manasıyla tesisi ve yaşatılması amacı tarafında çok büyük değişimleri yaşama geçirdik. Şayet değişim gerçeğine sırtımızı döner ve üzerimize düşenleri yapmazsak, milletimize karşı görevimizi yerine getirmemiş oluruz.” diye konuştu.

“Adalet hassasiyetimizden mutlaka ödün vermeyeceğiz”

Erdoğan, geçtiğimiz yıl 30 Mayıs’ta kamuoyu ile paylaştıkları Yargı Reformu Strateji Belgesi’ni bu hakikatler ışığında hazırladıklarını anımsatarak reform stratejisinin, toplumsal refahın daha çok istiklal ve daha kuvvetli demokrasi ile gerçekleşeceği ilkesi üstüne bina edildiğini anlattı.

Mecliste bugüne kadar strateji belgesi kapsamında 3 yargı paketinin kanunlaştırıldığını hatırlatan Erdoğan, şu şekilde devam etti:

“Bu paketlerle ceza adaleti ile hak ve istiklaller bölümünde çok mühim yeniliklerin yaşama geçmesi sağlandı. 15 Temmuz’da ulusun yazdığı destanı hukukla taçlandıran, darbecilerden ulus adına hesap soran yargının daha iyi işlemesi için ne gerekiyorsa yapacağız. Hukuk devletinin bütün öğeleri ile tahkim edilmesi önceliğimizden ve adalet hassasiyetimizden mutlaka ödün vermeyeceğiz.”

Demokrasinin işlerliğini artırarak, hukukun üstünlüğünü güçlendirerek ekonomi bölümünde da yeni fırsatların güvencesini teşkil edecek adımları atmakta kararlı olduklarına vurgu yapan Erdoğan, geçtiğimiz hafta Hazine ve Maliye Bakanlığında da bir görev değişikliğine gittiklerini, affını isteyen Berat Albayrak’ın bu talebini kabul ederek Hazine ve Maliye Bakanı olarak Lütfi Elvan’ı görevlendirdiklerini hatırlattı.

Merkez Bankası ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığında da yeni görevlendirmeler yaptıklarını belirten Erdoğan, “Bu görev değişiklikleri, küresel düzeyde yaşanan siyasi ve ekonomik değişimlere makul şekilde, ülkemizde de hukuk ve ekonomi bölümünde köklü reformlara hazırlık yaptığımız bir dönemde gerçekleşti. Salgın sürecinin süratlendirdiği yeni küresel ekonomik mimaride Türkiye’nin önünde açılan fırsat pencerelerini değerlendirmekte kararlıyız. Kurduğumuz kuvvetli üretim, ihracat ve istihdam altyapısı en mühim emniyet kaynağımızdır. Bu altyapıyı yalnız ekonominin ruhu diyebileceğimiz emniyet öğeleri ile birleştirerek istek ettiğimiz sıçramayı yakalayabiliriz.” değerlendirmesini yaptı.

Bunun için bugüne kadar bütün yaptıklarına ek olarak yeni reformların hazırlıkları içinde olduklarına işaret eden Erdoğan, “İnsan Hakları Eylem Planı bu hazırlıkların en mühimlerinden biridir. Adalet Bakanlığımız kapsamlı istişarelerin ardından yeni dönemin yol haritası olacak İnsan Hakları Eylem Planı’nın ana başlıklarını oluşturdu. Önümüzdeki zamanlarda ekonomik yaşamın bütün paydaşlarıyla da çalışılarak İnsan Hakları Eylem Planı taslağına son durumu verilecek.” dedi.

Bu çerçevede piyasa aksaklıkların giderilmesi, rekabetçi piyasa mekanizmasının etkin işleyişinin sağlanması, mülkiyet hakkı ve sözleşme serbestisi gibi konuların da ele alınacağını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Ortaya çıkacak ihtiyaçlara göre mevzuat değişikliği ya da idari tedbirler noktasında gereken adımlar kısa vakitde atılacak. Kamu gücünü, istiklalleri daraltan değil istiklalleri koruyan ve yaşatan esas zemin olarak görmeye devam edeceğiz. Haklarımızı ve istiklallerimizi kullanacağımız bir vatana sahip olmak bu vatanda ezanımızla, bayrağımızla, istiklalimizin sembolü bütün değerlerimizle yaşam sürdürmek tekrar önceliklerimizin en başında yer alacaktır. Terörle mücadelemizden bölgemizdeki harekatlarımıza, kalkınma gayretlerimizden ekonomideki hedeflerimize kadar, bütün çalışmalarımızı bu anlayışla yürütüyoruz. Bugüne kadar hep altını çizdiğimiz gibi ‘istiklal’ ve ’emniyetlik’ kavramlarının birbirine karşı değil birbirlerini tamamlayacak şekilde yaşam bulmasını sağlamakta kararlıyız.”

Etiketler

Admin

Ajans Haberlerini Naklen Sizlere Aktarıyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
son dakika haberler aktüel ürünler bim aktüel ürünler a101 aktüel ürünler altın kaç para oldu dizi reyting sonuçları güncel haberler asgari ücret maaşlar en son çıkan telefon modelleri dünyadaki son gelişmeler transfer haberleri savunma sanayi tiyatro saatleri