Genel

Bakan Kurum: Türkiye’de öncelikli dönüştürülmesi gereken 6,7 milyon konut var

İzimir'de meydana gelen depremi haber alır almaz alakalı bütün bakanların o bölgeye hareket ettiğini ve deprem sonrasında ekiplerin sahada hızlı şekilde bir koordinasyon ortamında çalışmaya başladığını izah eden Kurum, ekiplerin mahalle mahalle, sokak sokak, bina bina giderek İzmir'in yaralarını sarmak için çalıştığını belirtti.

Abone Ol  
 
73 / 100

İzimir’de meydana gelen depremi haber alır almaz alakalı bütün bakanların o bölgeye hareket ettiğini ve deprem sonrasında ekiplerin sahada hızlı şekilde bir koordinasyon ortamında çalışmaya başladığını izah eden Kurum, ekiplerin mahalle mahalle, sokak sokak, bina bina giderek İzmir’in yaralarını sarmak için çalıştığını belirtti.

İzmir’de aşağı yukarı 8 bin arama kurtarma personelinin görev aldığını ve çok titiz çalışma yürüttüklerini açıklayan Kurum, “Orada ‘yıkıntı altında acaba bir adet daha can çıkartabilir miyiz, bir vatandaşımızı daha kurtarabilir miyiz’ anlayışıyla çalışmalarımızı yürüttük. Hamdolsun 107 vatandaşımızı yıkıntı altından sağ salim kurtardık, 116 vatandaşımız hayatını kaybetti. Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.” dedi.

İzmir’de bir yandan da hızlı şekilde hasar teşhis çalışmalarına başladıklarını dile getiren Kurum, ikinci gün 1300 kişilik ekiple sahada binaları tek tek inceleyerek hasarların nerede bulunduğunu teşhis etmeye çalıştıklarını ifade etti.

Kurum, hasar teşhis raporlarını internet sitesi vasıtasıyla yayınlayarak vatandaşı şeffaf şekilde bilgilendirdiklerine ilgi çekti.

İzmir’de toplam 109 bin binayı ve 580 bin bağımsız bölümü 10 günde incelediklerini kaydeden Kurum, İzmir’de depremden kaynaklı ağır hasar görmüş ve yıkık bina sayısının 506 bulunduğunu vurguladı.

“Öncelikli dönüştürmesi gereken 6,7 milyon konut var

Türkiye çapında acil yıkılması ve dönüştürülmesi gereken yapılara dair de veriler veren Kurum, “Bütün Türkiye’de öncelikli dönüştürülmesi gereken 6,7 milyon konut var. Bunun 1,5 milyonu acilen dönüşmesi gereken konutlar ve bunun 300 bini İstanbul’da. İzmir’de de bizim teşhislerimize göre aşağı yukarı 40 bin bağımsız bölümün acilen dönüştürülmesi gerekiyor, bu 19 bin 500 bina.” dedi.

Kurum, acilen dönüştürülmesi gereken konut adetlerini teşhis edip ülke çapında 81 ilde belediyelerle ortak çalışma yürüttüklerine, her yıl 300 bin konutun dönüştürülmesini planladıklarına işaret etti.

2012 senesinde çıkarılan yasa ile bugüne kadar 1 miyon 400 bin konutun dönüşümünü sağladıklarını belirten Kurum, “Sadece TOKİ ile 137 bin kentsel dönüşüm konutu yaptık. Yine TOKİ ile 1 milyon sosyal konut rakamına ulaştık. 180 milyar lira para harcandı yalnızca bu işe.” ifadesini kullandı.

Vatandaşın kentsel dönüşümün yerinde yapılmasını istediğinin altını çizen Kurum, dönüşümlerin yerinde ve hızlı yapılacağını kaydetti.

Kurum, kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında ihtiyaçların yanı sıra rezerv konutlar da ürettiklerine vurgu yaptı.

“Yıkılan binaların tamamı 99 ve öncesinden”

Kentsel dönüşüm merkezinin İstanbul olmak mecburiyetinde bulunduğunu dile getiren Kurum, İstanbul’daki bütün belediyelere “kentsel dönüşüm master planınızı hazırlayın” talimatı verdiklerini söyledi.

Bu yıl içinde sosyal konut inşasında 100 bin rakamına ulaştıklarını ifade eden Kurum, TOKİ’nin uygulamalarının yüzde 95’nin sosyal konuta yönelik bulunduğunu, TOKİ’nin son 5-6 senedir da üst gelir grubuna yönelik hiçbir iş yapmadığına ilgi çekti.

Kentsel dönüşümün politika üstü bir mevzu bulunduğunun altını çizen Kurum, “Burada kimse politika yapmasın. Bu vatandaşın canını, malını ilgilendiren bir mevzu. İşte o yıkıntı altında beklerken, vatandaşımızın orada feryat figan ortamında yavrusu, eşi, çocuğu çıksın diye bekliyoruz. Bütün Türkiye gözyaşlarına boğuluyor. Bu birlik ve beraberliği sürdürmek mecburiyetindeyız.” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2012 senesinde kentsel dönüşüm seferberliğini GaziOsmanpaşa’da başlattığını anımsatan Kurum, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Çok mühim bir ifade, ‘Bedeli ne olur olsun bu konutları dönüştüreceğiz’ sloganıyla kentsel dönüşüm seferberliğini GaziOsmanpaşa’dan başlatmak amacıyla 2012’den bugüne 1 milyon 400 bin konutun dönüşümünü sağladık. Sırf İstanbul’da 72 bin binayı, 370 bin bağımsız bölümün yıkımın gerçekleştirdik ve bu süreçte bu konutların yerine yenileri yapıldı. Sadece TOKİ ile 137 bin bağımsız bölüm… Son 8 ay ortamında ben İstanbul’da 10 bin konutun esasını bizzat gelerek şahsım attım. Hemen derhal her ilçeye gittiğinizde bizim bir kentsel dönüşüm projemizi görebilirsiniz.

81 ilimize 300 kere ziyaret yaptım. Bu 300 ziyaretin en mühim gündem maddesi kentsel dönüşüm oldu. Gittiğimiz her yerde de hiçbir vakit ‘Efendim biz bu işin en iyisini biliriz. Bizim söylediğimiz doğrudur, diğerlerini dinlemeyiz’ diye yaklaşıma, bir tutuma girmedik.

Biz bütün Türkiye’deki yapı stokunu inceledik ki İzmir de çok mühim bir veri. Yıkılan binaların tamamı 99 ve öncesinden. Bir adet bina var 99 sonrasında yapılan. Tamamı 99 ve öncesi, çok mühim bir veri.”

“(Kanal İstanbul) Derinliği 21 metre olan kanal nasıl depremi tetikleyecek?”

Bakan Kurum, bugüne kadar 800 bin bina ve 24 milyon bağımsız bölümün yapı denetime uğradığını ve bu vesileyle 24 milyon vatandaşın can güvenliğinin teminat altına alındığını vurguladı.

Kurum, “Şu an Türkiye’deki yapı stokunun yüzde 65’i gerçekten can güvenliği yönünden teminat altına alınmış. Bu çok mühim. Türkiye geneli ile İstanbul’umuz derhal derhal aynı.” dedi.

Kanal İstanbul’a dair bir soruya Kurum, önceliklere göre devletin bütçe ve düzenleme yaparak süreci yönettiğini belirtti.

Projenin devlet bütçesi ile yapılması öngörülen bir proje olmadığına işaret eden Kurum, şu ifadeleri kullandı:

“Kanal İstanbul niye yapılıyor? Şimdi biz ‘Kanal İstanbul projesi Boğaz’ımızın istiklal projesi, bağımsızlık projesidir’ diyoruz. Neden diyoruz? Baktığınızda 150 gemi geçiyor, senede 50 bin gemi geçiyor ve ortalama senede 8 adet de İstanbul Boğazı’nda geçtiğimiz gemilerden sebep kaza medyada geliyor. Şimdi bir taraftan biz diyoruz ki yeni bir kanal? Niye diyoruz? Süveyş Kanalı yapılmış, Panama Kanalı yapılmış, oradan geçtiğimiz geminin 3-4 katı çoğu şu an İstanbul Boğazı’ndan geçiyor. Diyoruz ki biz ‘Boğaz’ın can ve mal güvenliğini güvence altına alabilmek için seçenek bir kanal yapalım.’ O kanal 40 milyon metrekarelik rezerv alan ortamında. Bu 40 kilometrelik bir kanal ve 21 metre derinlikte. Şimdi diyorlar ki depremi tetikler, derinliği 21 metre olan kanal nasıl depremi tetikleyecek?

‘Efendim içme suyu kaynaklarının yüzde 3’ü gidiyor, evet gidiyor. Melen Barajı’ndan gelen su kaynağımız tam 34 kat çoğu. Hele hele Hamzalı, Pirinççi barajları da bittiği vakit bu tür bir ihtiyaç da yok.”

Ekrem İmamoğlu hakkındaki inceleme

Bakan Kurum, İstanbul Büyükkent Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında başlatılan araştırmaya dair soru üstüne şunları söyledi:

“İstanbul Büyükkent Belediye Başkanının kişisel olarak projeye bulunduğu karşı tutum sorgulanmıyor ya da incelenmiyor. Burada incelenen mevzu İstanbul Büyükkent Belediyesi kaynaklarının kullanılarak projeye karşı çıkılması. Yapılan araştırmada bölücülük, ayrımcılık suçlaması mutlaka yok. Ekrem İmamoğlu başkanımızın bu noktada yapmış bulunduğu kişisel görüşlerine de kimse bir şey diyemez. Biz kimseyi görüşünden, düşündüğü fikrinden ötürü eleştiremeyiz. Böyle bir hakkı kimsenin yok, bu tür bir tutum ortamında de değiliz. Olayı getirip sanki bir bölücülük var, sanki birilerine konuşma yasağı getiriliyor, ‘sen bu hususta görüşlerini, fikirlerini söyleme’ sürecine yansıtmak hadiyi çarpıtmaktır. Burada araştırmanın hususu kişisel görüşleri değil, bu görüşlere dair kamu kaynağının kullanılıp kullanılmadığı. Bu kadar basit, hadiyi çarpıtmaya, diğer yönlere çekmeye lüzum yok.”

Kurum, Kanal İstanbul’un yalnızca İstanbul’u ilgilendiren proje olmadığını dile getirerek, “Bu yaklaşımla gider iseniz 2011 senesinde Sayın Cumhurbaşkanımız projeyi açıkladılar, milletimizle paylaştılar. Hemen arkasından Cumhurbaşkanlığı seçimi oldu ve yüzde 52 ile Cumhurbaşkanımız geldi. O vakit bu proje o günkü şartlarda milletimize sunulmuş ve milletimizin onayının alındığı bir projedir. Şimdi İstanbul Büyükkent Belediyesi burada kent hastanesinde de itiraz edebilir. O vakit yapmayacağız? İstanbul’da yapacağımız her şeyi büyükkent belediyesi onayıyla mı uygulamak mecburiyetindeyız? Bu yaklaşım doğru değil.” diye konuştu.

“Buraya yeni bir nüfus getirmiyoruz, 470 bin nüfus gelecek ve tamamiyle bölge insanı”

Kurum, şu şekilde konuştu:

“Buraya yeni bir nüfus getirmiyoruz, 470 bin nüfus gelecek ve tamamiyle bölge insanı. Rezerv alanlarda vatandaşımızı o bölgeye sağlam, güvenli, zemin artı 3-4 katlı, yeşil kısmı olan, sosyal donatısı olan alanlara taşıyacağız. Bu ÇED raporunu hazırlarken 52 kurum kuruluştan görüş aldk. Yine 200 bilim adamı bu sürece dahil oldu. İtirazar oldu, ‘kim ederse etsin’ demedik. İtirazların hepsini değerlendirdik. Olması lüzumen, bizim de atladığımız, ‘acaba şurada bir hata var mı?’ diye tanımladığımız sürece dair her bireyin itirazını değerlendirmek amacıyla süreci yönetmeye çalıştık.

Burada da alakalı kurumlarımız Dışişleri Bakanlığımız, Ulaştırma Bakanlığımız, ‘Bir imtiyazımız var, bu imtiyazdan kaynaklı bir sorunumuz var mı yok mu ayrıntılı şekilde araştırıyor. Kim ister ki ülkemizi sıkıntıya sokacak, ülkemizi bu süreçten sonra sorun durumuna getirecek bir projeyle karşılaşsın. Kim ister bunu? Başta Cumhurbaşkanımız istemez.”

Kanal İstanbul hususu ile alakalı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talep ederse mevzuya dair fikirlerini kendisiyle paylaşabileceğini altını çizen Kurum, “Ekrem İmamoğlu başkanımız bu mevzuya dair ‘benim şu şekilde bir görüşüm var, şu şekilde bir fikrim var’ ya da ‘şu mevzuya dair sizden randevu istiyorum, bununla alakalı görüşmek istiyorum’ demiş de görüşememiş mi? Niye görüşmeyeyim, görüşürüz, fikrini alırız. Ekrem başkan bir mevzu bulunduğunda aradığı vakit dönmeye çalışıyorum, en hızlı şekilde dönmeye çalışıyorum.” dedi.

“Şimdi depozito programına geçiyoruz”

Bakan Kurum, bakanlık olarak enerjiyi eşit miktarda hem etrafa hem de kentlere ayırmaya çalıştıklarına ilgi çekerek, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bir taraftan kentsel dönüşümle alakalı konutlarımızı yapar iken diğer taraftan 81 ilimizde ulus bahçesi projelerimiz var. 274 ulus bahçesi projelendirdik, şu an devam eden. Yaklaşık 7 milyar lira tutarında. Bunlar aynı vakitte depremde birer toplanma alanları. Her türlü altyapıyı ona göre hazırlıyoruz. Yeşil alanlarımızı arttırıyoruz.

Sıfır atık projesiyle 80 bin kamu kuruluşunda uygulamaya geçtik ve 2023’e kadar bütün Türkiye’de bu programlamayı yaygınlaştırıyoruz. Bu çerçevede atıklarımızı biz kaynağında ayrıştırırak çift ayrıştırma sistemiyle bir arada organik atıklarımızı ve geri dönüşecek atıklarımızı ayrıştırıyoruz ve geri dönüşüme tabi tutuyoruz. Plastik poşeti biz bu yüzden ücretlendirdik daha az kullanılsın diye, etrafa zarar vermesin diye. Şimdi depozito programına geçiyoruz. Lastik tekerlek, akü, cam, metal, buna dair bir depozito sistemi getireceğiz. Yani ne yapacağız? Lastik tekerlek eskidi mi getirecekler depozito programıyla bir arada o malzemeyi tekrar lastik üretiminde kullanacağız.

O yüzden biz ‘sıfır atık’ programı diyoruz. Hepsini geri dönüştürelim. Geri dönüşüm oranımızı yüzde 20-30’lara getirelim.”

Muhabir: Kaan Bozdoğan

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
son dakika haberler aktüel ürünler bim aktüel ürünler a101 aktüel ürünler altın kaç para oldu dizi reyting sonuçları güncel haberler asgari ücret maaşlar en son çıkan telefon modelleri dünyadaki son gelişmeler transfer haberleri savunma sanayi tiyatro saatleri