EkonomiGenel

5 yılda 1,5 milyon konutun dönüşümü planlanıyor

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, "Kentsel dönüşüm eylem planına göre önümüzdeki 5 senede 1,5 milyon konutun dönüştürülmesi hedefleniyor." dedi.

Abone Ol  
 
69 / 100

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, “Kentsel dönüşüm eylem planına göre önümüzdeki 5 senede 1,5 milyon konutun dönüştürülmesi hedefleniyor.” dedi.

Türkiye İMSAD doğrultusundan düzenlenen Gündem Buluşmalarının 38’incisi “Değişmeyen Gündem: Deprem Gerçeği” başlığıyla çevrimiçi olarak gerçekleştirildi.

Moderatörlüğünü Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ferdi Erdoğan’ın yaptığı etkinlikte konuşan Küçükoğlu, bütün şehirlerde önceliğin “depreme sağlam, etraf arkadaşı yapılarla can ve mal güvenliğini sağlamak” olması gerekliliğini söyledi.

“Cumhurbaşkanımız İzmir depreminin sonrasında yaptığı açıklamada; şu ana kadar riskli yapı belirlenmesi yapılan 1 milyon 395 bin bağımsız birimdeki kentsel dönüşüm çalışmaları için 5 milyon kişiye aşağı yukarı 15,5 milyar liralık destek verildiğini belirtti.” diyen Küçükoğlu, şu açıklamalarda bulundu:

“Cumhurbaşkanımız ilaveten hala 6,7 milyon konutun dönüşmesi gerekliliğini hatırlattı. Kentsel dönüşüm eylem planına göre önümüzdeki 5 senede da 1,5 milyon konutun dönüştürülmesi hedefleniyor. Ortalama bir hesap yaptığımızda kamunun kentsel dönüşüme destek için günümüz fiyatlarla kira ve taşınma için 28 milyar TL, konut üretimi için ise 280 milyar TL kaynağı transferi gerekecek. Bu kaynağın da hane halkı ve müteahhitlikle birlikte sağlanabileceği inancıyla, toplumun motivasyonunu yükseltmeyi, bilinçlenmenin kuvvetlenmesini gerçekleştirmeyi ve depreme karşı mücadeleyi artırmayı amaçlamalıyız.”

Küçükoğlu, “Deprem Güvenliği Bilinç Endeksi” yaratarak toplumu doğru yönlendirmek için hep bir arada çaba gösterilmesi gerekliliğini vurguladı.

“Her müteahhit her projeye makul değil”

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Yenigün, Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunu ve yapıların proje sürecinden itibaren bunun unutulmaması gerekliliğini söyledi.

Son olarak İzmir depreminde yıkılan binaların ve yitirilen canların doğru tasarımın, ehil müteahhitliğin ve yapı denetiminin hayati önemini bir kez daha acı biçimde meydana koyduğunu altını çizen Yenigün, “Bu depremde en çok hasarın Bayraklı ve Bornova’da yaşanmasında bu bölgelerde zemin etüdünün yapılmamış olmasının, düzenleme ve yapı tasarımı süreçlerinde zemin şartlarının öneme alınmamasının etkileri görülmektedir. Dolayısıyla hayat sürdüğümüz can kayıplarının asıl sebebi deprem değil ihmal ve kusurlu yapılardır.” dedi.

Yenigün, Türkiye’de muazzam olmakla bir arada aşağı yukarı 450 bin müteahhidin olduğunu kaydederek, her müteahhidin her projeye makul olmadığını ve bu çerçevede sektörde yeterlilik düzeneğinin etkin biçimde uygulanması gerekliliğini söyledi.

Depreme sağlam yapılar için doğru malzemenin ehil biçimde kullanılmasının ve yapı denetimlerinin de mühim olduğunu altını çizen Yenigün, şu ifadeleri kullandı:

“Beton dökerken, demiri kullanırken, esas atarken özen gösterilmeli. Aksi durumda şunlar o binanın ömründen götürür. Oysa ihmaller mevcut. Dolayısıyla nasıl güveneceksiniz? ‘Güven’ çok geniş kapsamı olan bir kavram. Bizde her geçtiğimiz gün azalıyor. Dolayısıyla sektörde yeterliliklere göre sınıflandırma son derece mühim. Bu adımlarda liyakat sahibi STK’lar ve kamunun iş birliği de sağlanmalı.”

​​​​​​​”Kentsel dönüşümde köklü çözüm için mevzuat yetersiz”

Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Başkanı Mehmet Kalyoncu, kentsel dönüşümün kentsel kalkınmanın bir parçası olduğunu belirterek, “Kentsel dönüşüm sürecine, riskli yapı stokunun yıkılıp tekrar yapılması olarak değil; ekonomik, sosyolojik, insani boyutlarını da düşünerek bütüncül bir biçimde bakmamız gerekiyor.” dedi.

Türkiye’nin yapılaşma bölümünde geçmişten bugüne yansıyan problemlerinin çözümü ve köklü bir değişimi için mevzuatın yetersiz olduğunu dile getiren Kalyoncu, kentsel dönüşüm sürecinde çoğunlukla mülk sahibi ile anlaşmazlıklar üzerinden meydana gelen sorunların görüldüğünü anlattı.

Kalyoncu, “Bence mülk sahibi ile uzlaşıda özel sektörün değil kamunun olması durumunda güvenli bölgeyi oluşturur­. Kentsel dönüşümü başarmak yalnız emniyet iklimi yaratarak, uyumlu bir ekip çalışmasıyla mümkün. Bu ekip çalışmasının kilit paydaşları olan mülk sahibi, düzenlemesi, tasarımcı, geliştirici ve kamu; birbirine güvenen, prensipleri net bir temas bölgesinde bulunmalı. Bu emniyet bölgesinin tesis edilmesiyle kentsel dönüşüm çok hızlanacaktır.” dedi.

Kentsel dönüşüm sürecinde, kentsel niteliği çoğaltmak gibi bir fırsat olduğuna ilgi çeken Kalyoncu, sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Biz yalnızca deprem olduğunda değil, deprem olmasa da bir araya gelmeliyiz. Bilgi birikimimizi, tecrübelerimizi ve imkanlarımızı kullanacağımız, depreme hazırlık için seferberlik başlatacağımız bir platforma ihtiyaç var. Bugün bir araya geldiğimiz toplantının en somut katkısının, depreme yönelik kuvvetli bir platform meydana getirmek için ilk adımın atılması olduğuna inanıyorum. Bu platformda periyodik toplanılmalı, depreme hazırlık için amaçlar konulmalı ve bu amaçlar takip edilmeli.”

​​​”İnsanlar kafasını soktuğu evi sorgulamalı”

Türkiye İMSAD Başkan Vekili Ferdi Erdoğan, konut alırken deprem güvenliğinin sorgulanması gerekliliğini belirterek, insanların buzdolabı ya da çamaşır makinesi satın alırken, makinenin harcadığı enerjiyi ve enerji katagorisini sorguladığını, otomobilin emniyet sistemlerinden frenleme mesafesine, tükettiği yakıttan yol tutuşuna kadar sorgulama yaptığını anlattı.

“Ancak kafasını soktuğu evin başta deprem olmak üzere yangın ve başka doğal afetlere karşı sağlamlığını, kendine nasıl bir konfor, hayat ve hava kalitesi, enerji ve su tasarrufu ile atık idaresi sağladığını aynı duyarlılıkla sorgulamıyor.” diyen Erdoğan, sorgulamaya en azından kentsel dönüşüm sürecinde yenilenen binalarla ilerlenebileceğini söyledi.

Erdoğan, bu binaların aslında ne kadar dönüştüğünün kullanıcılar doğrultusundan takip edilmesi gerekliliğini kaydederek, konutun enerji kimlik belgesi, bölge hava kalitesi, ses kirliliği, su tasarrufu, depreme sağlamlık gibi kriterlerinin sorgulanmasın gerekliliğini vurguladı.

Marmara Bölgesinde bir deprem olması durumunda Türkiye’nin duracağını dile getiren Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu:

“Bölgede 11 il bulunuyor, 26 milyona yakın insan yaşıyor. Nüfusun yüzde 30’dan fazlasının yaşadığı Marmara Bölgesi, ekonomik büyüklüğün de yüzde 50’sini üretiyor, istihdamın da 3’te birini içeriğinde bulunduruyor. Bu amaçla Marmara Denizi’ndeki mümkün bir deprem yalnızca bu bölgenin değil, topyekün Türkiye’nin sorunudur. Sanayi, ticaret, üretim, ihracat çok ciddi zarar görür. Bu bakımdan can kaybı başta olmak üzere bütün risklerin önüne geçmek için doğru yol haritasının çıkarılması gerekiyor.”

Muhabir: Uğur Aslanhan

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
son dakika haberler aktüel ürünler bim aktüel ürünler a101 aktüel ürünler altın kaç para oldu dizi reyting sonuçları güncel haberler asgari ücret maaşlar en son çıkan telefon modelleri dünyadaki son gelişmeler transfer haberleri savunma sanayi tiyatro saatleri